<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Medya Şaklabanları &#187; mektup</title>
	<atom:link href="http://www.medyasaklabanlari.com/tag/mektup/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.medyasaklabanlari.com</link>
	<description>Medya ile dalga geçebilen arada kendini kaybedip iyi şeyler de yapabilen internet sayfası Messing with the media it self may have lost the way a good website that can do things</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Sep 2010 09:18:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Darbe mağduru sol ve ülkücüler ya akıncılar&#8230;</title>
		<link>http://www.medyasaklabanlari.com/2010/07/23/darbe-magduru-sol-ve-ulkuculer-ya-akincilar/</link>
		<comments>http://www.medyasaklabanlari.com/2010/07/23/darbe-magduru-sol-ve-ulkuculer-ya-akincilar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 11:07:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biraz Magazinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Memleketimden]]></category>
		<category><![CDATA[ağlama]]></category>
		<category><![CDATA[akıncılar]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[featured]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[sağ]]></category>
		<category><![CDATA[seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[sol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medyasaklabanlari.com/?p=4309</guid>
		<description><![CDATA[TweetBaşbakanımız ağladığından bu yana işler biranda değişti. Çünkü referandum için darbe dönemini sileceğiz affettireceğiz kampanyası daha başlamadan çukuru boyladı&#8230; Konuşması sırasında ülkücü ve solcu gençlerin ailelerine gönderdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://twitter.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.medyasaklabanlari.com%2F2010%2F07%2F23%2Fdarbe-magduru-sol-ve-ulkuculer-ya-akincilar%2F&amp;via=medyasaklabani&amp;text=Darbe+ma%C4%9Fduru+sol+ve+%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler+ya+ak%C4%B1nc%C4%B1lar...+-+Medya+%C5%9Eaklabanlar%C4%B1" class="twitter-share-button">Tweet</a></p><p><img class="alignleft" src="http://yenisafak.com.tr/resim/site/darbe7923243b791ac6fbby.jpg" alt="" />Başbakanımız ağladığından bu yana işler biranda değişti. Çünkü referandum için darbe dönemini sileceğiz affettireceğiz kampanyası daha başlamadan çukuru boyladı&#8230;</p>
<p>Konuşması sırasında ülkücü ve solcu gençlerin ailelerine gönderdiği mektuplardan okurken dayanamayıp ağlayan sayın başbakan o zaman kendisi ne yapıyordu o görüş ne yapıyordu&#8230; O görüş darbeyi alkışlıyordu evet şaşırdınız değil mi. O yüzden o hapishanelerde kimse olmadı o yüzden onlar ailelerine bu mektupları yazamadılar rahattılar.</p>
<p>Genelde bu görüşün içinde olan biat etme teba geleneği o dönemde ağırdı. Ben görüşü yargılamıyorum sadece o dönem niye onlar mağdur olmadı onu diyorum sebebi güçlü olan erke boyun eğme dediklerini yapma. O yüzden parlemento içindeki milletvekilleri liderlerine karşı çıkmıyorlar yerine ibrahim gelse yine değişmeyecek&#8230;</p>
<p>O dönem alkışlayanlar dışarda rahat gezenler bugün ölenlerin yasını tutuyor rahatlıkla kürsülerden konuşuyor. Yine başbakan konuşmasında Nevzat Çiçek&#8217;in şiirinden alıntı yaparken &#8220;Şafak Türküsünden&#8221; yani işine geleni okumuştu. Bir hatırlayalım o zaman bu şiiri asılı neydi&#8230;</p>
<p>Atalarımızın dediği gibi davulun sesi uzaktan hoş gelir, hele esip gürlemekte cabası&#8230;</p>
<p><strong>Şafak Türküsü </strong></p>
<p>Beni burada arama anne<br />
Kapıda adımı sorma</p>
<p>Saçlarına yıldız düşmüş<br />
Koparma anne<br />
Ağlama</p>
<p>Kaç zamandır yüzüm tıraşlı<br />
Gözlerim şafak bekledim<br />
Uzarken ellerim<br />
Kulağım kirişte<br />
Ölümü özledim anne<br />
Yaşamak isterken delice</p>
<p>Bugün görüş günü<br />
Günlerden salı<br />
Islak<br />
Sarı bir yağmur<br />
Ülkemin neresine bakarsa ay<br />
Orada yitik bir anne ağlıyor<br />
Sen aralıyorsun yağmuru<br />
Acıdan sırılsıklam alnına siper edip elini<br />
Sonra bir umut koşuyorsun<br />
Yüreğin avcunda<br />
ısırırken<br />
çırpıntı gözlerini<br />
(ah verebilseydim keşke<br />
yüreği avcunda koşan<br />
herbir anneye<br />
tepeden tırnağa oğula<br />
ve kıza kesmiş<br />
bir ülkeyi armağan<br />
koşma anne<br />
birdenbire batacak olan<br />
düş denizinde yarattığın umut sandalıdır<br />
oysa benim için gece<br />
ışık hızıyla koşan<br />
kısa ve soğuk bir zamandır<br />
bu yüzden boğuk seslerle geldiler bir şafak<br />
uykusuz<br />
yorgun<br />
ve korkak</p>
<p>sanırım baytardı<br />
yüreğimin depreminde rihter ölçeği çatlarken<br />
ölebilir raporu veren beyaz önlüklü doktor<br />
boşver hipokrat amca<br />
üzülme ne olur<br />
sen de anne<br />
sen de üzülme<br />
hücremin dört bir köşesinde el ayak izlerimi<br />
ciğerlerimde yırtılan bir çığlıkla hazır beklediğim<br />
ve korkunç bir sabırla birbirine eklediğim<br />
korkak kahraman gecelerimi<br />
düşlerimle sınırsız<br />
diretmişliğimle genç<br />
şaşkınlığımla çocuk devrederken sıradakine<br />
usulca açılıverdi<br />
yanağımda tomurcuk</p>
<p>pir sultan’ı düşün anne<br />
şeyh bedrettin’i<br />
börklüce’yi<br />
torlak kemal’i düşün anne<br />
hala kanaması nedendir faşizmin göğsünde<br />
utangaçlığı bile vuramadan yanaklarına yasının<br />
onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen<br />
ince bilekli çıplak ayaklı tanya’nın<br />
deniz’i düşün anne<br />
her mayıs şafağında uzun<br />
uzun döverken darağaçlarını<br />
ve o şafaktan doğma<br />
onbir yaşını çiğneyip yürüyen çocukları<br />
insanları düşün anne<br />
düşün ki yüreğin sallansın<br />
düşün ki o an<br />
güneşli güzel günlere inanan<br />
mutlu bir yusufçuk havalansın</p>
<p>sıcak omuzlar değerken omzuma<br />
buz üstünde yürüdüm yıllar boyu<br />
bayraklar ve türkülerle<br />
kopunca memelerinden o mükemmel yaşama</p>
<p>kurşunlar sıktılar alnıma<br />
açık alanlarda ağır<br />
kartalların konup kalktığı<br />
yalçın kayalardan biriydim<br />
ölüp dirildim yeniden<br />
güneşli güneşsiz akşamlarda</p>
<p>mutlu yarınlar adına<br />
özgürlük adına ekmek adına<br />
üstüne vardım kuyruğu kanlı itlerin<br />
dirilip dönmesin diye hiroşimalar<br />
tahtadan atların boynuna çıplak<br />
ölümlerle yatmasın diye çocuklar<br />
aç gözlerle bakmasın diye çocuklar<br />
kardeşlik adına<br />
havadaki kuş denizdeki balık adına<br />
yürüdüm yıllar boyu</p>
<p>dönüp bakmadım arkama<br />
ıraktı gözlerim cok ırak<br />
izim kalır mı bilmem yürüdüğüm yolda<br />
kalsa da silinir gider<br />
yalnızca bir ağıt gibi çakılır<br />
ardımca gelenlere gözlerimi yaktığım yer</p>
<p>tören adımlarıyla ölmek<br />
ne garip şey anne<br />
kanlı karanlık bir oyunda baş oyuncuyum<br />
bütün gözler üstümde</p>
<p>sürüyor gecenin karnında şafağa bakan oyun<br />
masa üstünde üşüyen bir sigara<br />
yanında küçücük bir cam bardak<br />
içinde rengi bu gecenin<br />
cılız titrek bir kibrit<br />
kağıt kalem<br />
sandalye<br />
geride flu<br />
yağlı<br />
büküm büküm bir ip<br />
ve çingene kuralına uygun<br />
değişmez dekoru mudur<br />
idam mahkumunun</p>
<p>kırılacak cammışım gibi davranıyorlar<br />
yüzlerinde zoraki çatılmış bir hüzün<br />
oysa birazdan boynumu kıracaklar<br />
pul pul dökülecek yaz sivası eylül’ün</p>
<p>ben ölümü asıl az ötede titreyen<br />
çingenenin kara kıllı ellerinde gördüm<br />
anladım ki küllenen sigaradır<br />
soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm</p>
<p>yani benim güzel annem<br />
alacaşafağında ülkemin<br />
yıldız uçurmak varken<br />
oturup yıldızlar içinde<br />
kendi buruk kanımı içtim</p>
<p>ne garip duygu şu ölmek<br />
öptüğüm kızlar geliyor aklıma<br />
bir açıklaması vardır elbet<br />
giderken darağacına</p>
<p>geride<br />
masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem<br />
bağışla beni güzel annem<br />
oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana<br />
elleri değsin istemedim<br />
gözleri değsin istemedim<br />
ağlayıp koklayacaktın<br />
belki bir ömür taşıyacaktın koynunda</p>
<p>usul adımlarla yürüdüm ömrümü<br />
karşımda kurum kurum-laşan darağacı<br />
(tarlakuşu korkmaz ki korkuluktan<br />
ökse de olsa dört bir yanı)<br />
birdenbire acıdı boynum<br />
gelecekler var birbiri ardınca genç<br />
yakışıklı</p>
<p>ne olur işçi kadınım<br />
az yumuşak dik<br />
şu kefenin yakasını</p>
<p>yaşamak ağrısı asıldı boynuma<br />
oysa türkü tadında yaşamak isterdim<br />
çiçekleri kokmak ırmakları akmak<br />
yaz boyu çobanaldatanlara aldanmak<br />
su başlarında aylak sektirmek kavalımı<br />
sonra bir çocuğun afacan bacaklarında<br />
anavarca kayalıklarına tırmanmak isterdim<br />
o güzel günleri görenler arasında<br />
bir soluk ben de yaşamak isterdim<br />
bir de luvr müzesinde seyretmek gizliden<br />
öperken siya-u jakond’u tebessümünden<br />
işte o an saçlarından yakalamak dolunayı<br />
bir de yirmibeş kilometreden görebilmek<br />
nazım’in gözleriyle pırıl pırıl moskova’yı</p>
<p>ölmek ne garip şey anne<br />
bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı<br />
sedef kakmalı bir kutu içinde<br />
vermek isterdim çocukların ellerine<br />
sonra<br />
sonra benim güzel annem<br />
damdan düşer gibi<br />
vurulmak isterdim bir kıza</p>
<p>künyemi okudular<br />
suçumuz malum</p>
<p>gecenin kıyısında durmuşum<br />
kefenin cebi yok<br />
koynuma yıldız doldurmuşum<br />
koşun çocuklar çocuklar koşun<br />
sabah üstüme<br />
üstüme geliyor<br />
yanlış mı duydum yoksa<br />
erkenci bir horoz mu ötüyor<br />
keskin bir acı bilenmiş<br />
gitgide yaklaşıyor sonum</p>
<p>iri sözlerim yoktu söyleyecek<br />
usulca baktım yüzlerine<br />
bin yıllık iskeletleri çatırdayarak<br />
göçtü ayaklarının dibine</p>
<p>korkutamadılar beni anne<br />
avlunun ortasında çatık bir kaş gibi duran<br />
darağacı<br />
bir zaman rüzgarda<br />
saçını tarayan telli kavak değil mi<br />
boynumdaki kemendi bir oğle sonu bükerken o kız<br />
sarı sıcak sevdasını düşünmedi mi<br />
söyle anne<br />
o çingene<br />
bir çicek bahçesi kadar sıcak sokağımızdan<br />
bağıra çağıra geçen bohçacı kadını<br />
sevmedi mi çılgınca<br />
kurulmuş tuzaklar yok artık yolumda<br />
işkenceler zindanlar hücreler<br />
savunmak yok mutlu tok bir yaşamı<br />
açlık grevlerinde beynimi bir sıçan gibi kemiren<br />
mideme karşı<br />
kısacası<br />
bir çiçeği düşünürken ürpermek yok<br />
gülmek umut etmek özlemek<br />
ya da mektup beklemek<br />
gözleri yatırıp ıraklara</p>
<p>ölmek ne garip şey anne<br />
artık duvarları kanatırcasına tırnağımla<br />
şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım<br />
mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım<br />
baba olamayacağım örneğin<br />
toprak olmak ne garip şey anne<br />
ceplerimde el yerine balyoz taşırken<br />
korkunç bir merakla beklerken kurtuluş haberlerini<br />
ve yüreğimin ırmakları taştı<br />
taşacakken<br />
ölmek ne garip şey anne</p>
<p>uçurumlar ki sende büyür<br />
dağdır ki sende göçer<br />
ben yaprak derim çiçek derim<br />
cam diplerinde açmış kanatlarını kozalak derim<br />
gül yanaklı çocuğa benzer<br />
yine de<br />
oğlunu yitirmek kimbilir<br />
ne garip şey anne</p>
<p>beni burada arama anne<br />
kapıda adımı sorma<br />
saçlarına yıldız düşmüş<br />
koparma anne<br />
ağlama<br />
kırıldıysa düş evinin kapısı<br />
bütün kırık kapıların çağrılısıyım<br />
kızların yanaklarında çukurlaşan<br />
biten başlayan aşkların ortasındayım<br />
her kavgada ölen benim<br />
bayrak tutan çarpışan<br />
her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni<br />
özlem benim kavga benim aşk benim<br />
bekle beni anne<br />
bir sabah çıkagelirim</p>
<p>bir sabah anna bir sabah<br />
acını süpürmek için açtığında kapını<br />
umarım kurtuluş haberleriyle dönmüş olur<br />
cam ve kekik kokuları içinde acı yüzlü çocuklar<br />
o zaman nasıl indirilmişlerse şen şakrak<br />
öylece kalkar uykudan salterler<br />
dişleyip tükürmeden sigaralarını<br />
türkü tadında giyinirken işçiler</p>
<p>bir sabah anna bir sabah<br />
acını süpürmek için açtığında kapını<br />
adı başka sesi başka nice yaşıtım<br />
koynunda çicekler<br />
çicekler içinde bir ülke getirirler<br />
başlarını koymak için yoğun dizine<br />
sen hazır tut dizini anne<br />
o mükemmel güne</p>
<p><strong>Ağustos-Ekim 1983<br />
Şafak Türküsü, 1984)</p>
<p>Nevzat Çelik</strong></p>
<p><object width="480" height="385"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/WSjUHIVJcA0&amp;hl=en_US&amp;fs=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/WSjUHIVJcA0&amp;hl=en_US&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medyasaklabanlari.com/2010/07/23/darbe-magduru-sol-ve-ulkuculer-ya-akincilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her şeyin başı niyet&#8230;</title>
		<link>http://www.medyasaklabanlari.com/2010/05/03/her-seyin-basi-niyet/</link>
		<comments>http://www.medyasaklabanlari.com/2010/05/03/her-seyin-basi-niyet/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 12:17:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Memleketimden]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[ataürk]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[ismet inönü]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[telgraf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medyasaklabanlari.com/?p=3693</guid>
		<description><![CDATA[TweetBaşbakan Erdoğan, Vakıflar Haftası dolayısıyla düzenlenen törende Atatürk&#8217;ün dönemin başbakanı İsmet İnönü&#8217;ye yazdığı bir mektuptan söz etti. Erdoğan&#8217;ın mektup diye sözünü ettiği telgraf 19 Şubat 1931 yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://twitter.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.medyasaklabanlari.com%2F2010%2F05%2F03%2Fher-seyin-basi-niyet%2F&amp;via=medyasaklabani&amp;text=Her+%C5%9Feyin+ba%C5%9F%C4%B1+niyet...+-+Medya+%C5%9Eaklabanlar%C4%B1" class="twitter-share-button">Tweet</a></p><p><strong><img class="alignleft" src="http://img2.blogcu.com/images/h/a/m/hamdivehusnucan/ataturk-at-uzerinde.jpg" alt="" />Başbakan Erdoğan, Vakıflar Haftası dolayısıyla düzenlenen törende Atatürk&#8217;ün dönemin başbakanı İsmet İnönü&#8217;ye yazdığı bir mektuptan söz etti. Erdoğan&#8217;ın mektup diye sözünü ettiği telgraf 19 Şubat 1931 yılında yazıldı.<br />
</strong><br />
Atatürk 19 Şubat 1931 tarihinde Konya&#8217;daki gezisi sırasında İsmet İnönü&#8217;ye gönderdiği telgrafta şunları yazdı:</p>
<p>&#8220;(Acele ve Mühimdir) Konya: 19.2.1931</p>
<p>Başvekalete</p>
<p><strong>Son tetkik seyahatimde muhtelif yerlerdeki müzeleri, eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim.<br />
</strong><br />
1. İstanbul&#8217;dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya&#8217;da mevcut müzeleri gördüm. Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bazı eserler muhafaza olunmakta ve kısmen de ecnebi mütehassısların yardımı ile tasnif edilmektedir. Ancak memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz defineler halinde yatmakta olan kadim medeniyet eserlerinin ileride tarafımızdan meydana çıkarılacak olanların ilmi bir surette muhafaza ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmali yüzünden pek harap hale gelmiş olan abidelerin muhafazaları için müze müdürlüklerinde ve hafriyat işlerinde kullanılmak üzere arkeoloji mütehassıslarına kat&#8217;i lüzum vardır. Bunun için Maarifçe harice tahsile gönderilecek talebeden bir kısmının bu şubeye tahsisinin muvafık olacağı fikrindeyim.</p>
<p>2. Konya&#8217;da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir harabi içinde bulunmalarına rağmen sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin hakiki şaheserleri kıymettar bazı mebani vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alaaddin Camisi, Sahipata medrese, cami ve türbesi, Sırçalı Mescid ve İnce Minare derhal ve müstacelen tamire muhtaç bir haldedir. Bu tamirin gecikmesi bu abidelerin kamilen inhirasını mucip olacağından evvela asker işgalinde bulunanların tahliyesinin ve kaffesinin mütehassıs zevat nezaretiyle tamirinin temin buyrulmasını rica ederim.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medyasaklabanlari.com/2010/05/03/her-seyin-basi-niyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kim demiş mektuplar artık değersiz diye</title>
		<link>http://www.medyasaklabanlari.com/2009/12/08/kim-demis-mektuplar-artik-degersiz-diye/</link>
		<comments>http://www.medyasaklabanlari.com/2009/12/08/kim-demis-mektuplar-artik-degersiz-diye/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 22:23:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ellerden]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[george washington]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[pahalı]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medyasaklabanlari.com/?p=1691</guid>
		<description><![CDATA[TweetABD’nin ilk başkanı George Washington’a ait mektup rekor fiyata satıldı. Christie’s’in New York’ta düzenlediği müzayedede Washington’un 1787’de kuzenine yazdığı dört sayfalık imzalı mektup 3.2 milyon dolara (4.75 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://twitter.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.medyasaklabanlari.com%2F2009%2F12%2F08%2Fkim-demis-mektuplar-artik-degersiz-diye%2F&amp;via=medyasaklabani&amp;text=Kim+demi%C5%9F+mektuplar+art%C4%B1k+de%C4%9Fersiz+diye+-+Medya+%C5%9Eaklabanlar%C4%B1" class="twitter-share-button">Tweet</a></p><p><img src="http://dusuncekahvesi.files.wordpress.com/2009/06/zarfsiz-mektup.jpg" alt="" />ABD’nin ilk başkanı George Washington’a ait mektup rekor fiyata satıldı. Christie’s’in New York’ta düzenlediği müzayedede Washington’un 1787’de kuzenine yazdığı dört sayfalık imzalı mektup 3.2 milyon dolara (4.75 milyon TL) alıcı buldu. Mektubun 1.5-2.5 milyon dolar aralığında satılması bekleniyordu. Başkanlıktan önce yazdığı mektupta Washington, Amerikan Anayasası’nın imzalanmasının sıkı destekçisi olduğunu yazıyor. Şair Edgar Allen Poe’ya ait iki eser de rekor fiyata satıldı. 1827 tarihli ilk şiir kitabı ‘Tamerlane and Other Poems’in ilk baskısı 662 bin, 1849’da iki sayfa üzerine el yazısıyla yazdığı dizeler de 830 bin 500 dolara alıcı buldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medyasaklabanlari.com/2009/12/08/kim-demis-mektuplar-artik-degersiz-diye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Einsteindan gönderilmemiş mektuplar</title>
		<link>http://www.medyasaklabanlari.com/2008/05/14/einsteindan-gonderilmemes-mektuplar/</link>
		<comments>http://www.medyasaklabanlari.com/2008/05/14/einsteindan-gonderilmemes-mektuplar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 May 2008 07:12:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ellerden]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medyasaklabanlari.com/2008/05/14/einsteindan-gonderilmemes-mektuplar/</guid>
		<description><![CDATA[TweetEn büyük kuramsal fizikçi Albert Einstein, yeni ortaya çıkan 1954 tarihli bir mektubunda, dinler için ‘insan zaafının ifadesi, çocukça, ilkel efsaneler’ diyor Yahudi kökenli Albert Einstein, Musevilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://twitter.com/share?url=http%3A%2F%2Fwww.medyasaklabanlari.com%2F2008%2F05%2F14%2Feinsteindan-gonderilmemes-mektuplar%2F&amp;via=medyasaklabani&amp;text=Einsteindan+g%C3%B6nderilmemi%C5%9F+mektuplar+-+Medya+%C5%9Eaklabanlar%C4%B1" class="twitter-share-button">Tweet</a></p><p><img border="0" align="right" width="170" src="http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2008/05/14/fft17_mf42532.Jpeg" height="189" />En büyük kuramsal fizikçi Albert Einstein, yeni ortaya çıkan 1954 tarihli bir mektubunda, dinler için ‘insan zaafının ifadesi, çocukça, ilkel efsaneler’ diyor</p>
<p>Yahudi kökenli Albert Einstein, Musevilik için de ‘en çocukça hurafelerin yeniden canlandırılması’ diyor.</p>
<p>Gelmiş geçmiş en büyük kuramsal fizikçi olarak gösterilen Albert Einstein’ın, din ve Tanrı inancına itibar etmediği ve özellikle ömrünün son yılında bu kavramlar için “çocukça, ilkel efsaneler” nitelemelerinde bulunduğu ortaya çıktı.</p>
<p>‘İlkel efsaneler’<br />
The Daily Telegraph’ın haberine göre, ünlü bilim adamı, yeni ortaya çıkarılan ve 3 Ocak 1954 tarihini taşıyan bir mektubunda, dinlerin “çocukça” ve “ilkel efsaneler” olduğunu savunduktan sonra bu olgunun hangi zorlama ve incelikli yorum yapılırsa yapılsın değişmeyeceğini vurguluyor.</p>
<p>Einstein için dinin anlamı<br />
Din ve Tanrı konusundaki görüşleri her zaman tartışma yaratan ve dinsel içerikli en ünlü sözü “Tanrı zar atmaz” olan Einstein, bu sözü nedeniyle Tanrı inancı olan bir bilim adamı olarak algılanıyordu. Ancak Einstein, yeni ortaya çıkan söz konusu mektubunda, filozof Eric Gutkind’in görüşlerine yanıt verirken, yaşamının son döneminde dini duygularının son derece zayıf olduğunu hatta din karşıtı görüşlere sahip olduğunu ortaya koyan ifadelere yer veriyor. Einstein, “Tanrı sözcüğü benim için insanın zaaflarının bir ifadesi ve ürünü olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor. İncil de yüce bir kitap ama yine de ilkel efsanelerden oluşan bir koleksiyon ve aynı zamanda oldukça çocukca” diye yazıyor.</p>
<p>Yahudiler seçilmiş değil<br />
Bu mektubu yazdıktan bir yıl sonra 76 yaşında ölen Einstein, kendisi de Yahudi olmasına rağmen eleştiri oklarını Yahudilerin inancı Museviliğe karşı yöneltmekten çekinmiyor.<br />
Yahudilerin Tanrı tarafından seçilmiş bir kavim olduğu şeklindeki inancı geçersiz bulan Einstein, “Bence Musevilik de tıpkı öteki dinler gibi en çocukça hurafelerin yeniden canlandırılmasından başka bir şey değil. Mensubu olmaktan memnuniyet duyduğum ve zihnen bana çekici gelen Yahudiler de öteki insanlardan farklı özelliklere ve meziyetlere sahip değil” diyor.</p>
<p>Açık artırmada satılacak<br />
“Hayat tecrübem Yahudilerin öteki insanlardan daha iyi olmadıklarını gösteriyor” diyen Albert Einstein, “Onların seçilmiş kavim olduğunu gösteren herhangi bir şey görmüyorum” ifadelerini kullanıyor.<br />
Einstein’ın söz konusu mektubunun şimdiye kadar özel kişilerce muhafaza edildiği, İngiltere’deki Bloomsbury müzayede şirketi tarafından satışa çıkarılacağı ve 8 bin sterline alıcı bulabileceği belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medyasaklabanlari.com/2008/05/14/einsteindan-gonderilmemes-mektuplar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
