Arsiv icin de 'Biraz Magazinsel' Kategori

01TemKeşifler üzerine www.ilkx.com…

İnternette dolaşırken tamamen hayatımızda yer alan ama nasıl ortaya çıktığını bilmediğimiz şeyleri bize açıklayan bir site ile tanıştım…

www.ilkx.com  onların iznini almadan da olsa, referans olarak bu sitede medya ile ilgili ilginç bilgileri sizle paylaşmak istiyorum…

Sizinde merak ettikleriniz varsa bu siteden öğrenebilirsiniz…

TELEVİZYON

John Logie Baird bir rahatsızlık nedeni ile sağlığına iyi geleceğini düşünerek Batı Hint Adaları’na tatile gitti. 1922 yılında İngiltere’ye geri döndü. Hastings’e yerleşen Baird burada birkaç buluş denemesinde bulundu, sonuç hüsrandı. Daha sonraları aklında görüntüyü iletme düşüncesi gelişmeye başladı. Sağlık sıkıntıları devam ediyordu ve bunun üzerine para sıkıntısıda eklenmeye başladı. Alman Paul Nipkow’un buluşu olan optik bir tarayıcı diskini geliştirip, mekanik bir televizyon alıcı-vericisi geliştirdi.26 Temmuz 1923′te patent başvurusunda bulundu. 1924 yılında patent onaylandı. Aradan geçen zamanda buluşunu geliştirmek için değişik yöntemler denedi. Bisküvi kutusu, örgü şişeleri gibi değişik malzemeler kullanarak çalışan bir televizyon elde etmeyi başardı. 1926 yılında Londra’da Kraliyet Bilim Akademisi’nde ve Oxford sokağında halka buluşunu tanıttı.

Televizyon  Bu çalışmalar esnasında birbirlerinden habersizce elektronik televizyonlar üzerinde çalışan mucitler vardı. Görüntü Çözümleyici adı altında patenti alan Farnsworth elektronik televizyonlarda görüntü gösterimini başaran ilk kişi oldu. Günümüzde kullandığımız televizyonların temelini ise Zworykin’in icadı olan katodik ışın alıcı-vericisidir. Tüm mucitler buluşlarının sistemini daha eski buluşlara dayandırıyordu. Zworykin 1938 de bu sistemlerin patentini aldı ve çağdaş tv lerin babası oldu.

Başlangıç olarak tv yayınları iki sistem üzerinde yapılıyordu. Mekanik ve Elektronik sistemlere yayın dönüşümlü olarak BBC tarafından sağlanıyordu.Şubat 1937 itibari ile mekanik sistemlerden vazgeçilip tamamen elektronik tv sistemine geçildi.

19HazAdil olmayan yaşamda savaşarak kazanmaya çalışmak (Muro)

Mustafa Üstündağ ya da nam-ı diğer “Muro”… “Kurtlar Vadisi Pusu”da canlandırdığı “Muro” sayesinde ünlenen, replikleriyle milyonları güldüren Mustafa Üstündağ, Mersin’den İstanbul’a uzanan çileli bir hayatın da sahibi.
Onun tek tutkusu vardı; oyuncu olmak. Liseyi bitirir bitirmez şov dünyasının başkenti İstanbul’a gelmeyi kafasına koydu ama bunun için yol parası bile yoktu.
İmdadına Yıldız teyzesinin kızı yetişti. Teyze kızı Şerife Akün, parmağındaki yüzüğü çıkarıp ona verdi.
1996 yılında o yüzüğü satarak aldığı biletle İstanbul’un yolunu tuttu. İlk durağı akrabalarının da bulunduğu Pendik oldu. Onların sayesinde komşuları tiyatrocu Çetin Etili ile tanıştı.
Tiyatronun eğitimini almayı kafaya koyan Üstündağ, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne girdi. Önce ufak tefek roller oynadı. Ardından “Uy Başıma Gelenler”, “Aşka Sürgün” ve “Emret Komutanım” gibi diziler geldi. Oynadığı son dizi olan “Kurtlar Vadisi Pusu” onu zirveye taşıdı.
Öyle ki Pana Film, dizide canlandırdığı “Muro” tiplemesini başlı başına bir film karakteri yapmaya karar verdi.
“Muro” ile “Çeto”nun ilginç serüvenleri bu yaz film olacak ve Kurban Bayramı’nda da vizyona çıkacak.
Mustafa Üstündağ’la “Cafe Sohbeti” için Çiçek Bar’da buluştuk.
Üstündağ, bir sohbette kanınızın ısınacağı türden biri.
Söyleşinin sonuna doğru konu Üstündağ’ın anne ve babasıyla ilişkilerine gelince işin rengi değişti.
Üstündağ, göğüs kanserine yakalanan annesinin hastalığa karşı verdiği savaşta hep yanında olduğunu, şimdilik kanseri yenen annesinin ilaç tedavisinin sürdüğünü söyledi. Oyuncu “Babam 4.5 yıl önce vefat etti. Keşke ‘Muro’yu oynadığımı görseydi” dedi ama devamını getiremedi. Çünkü gözleri doldu, ağlamaya başladı. Babasıyla yaptığı son görüşmede kendisinden para istediğini ama olmadığı için gönderememiş olmanın bir hançer gibi içine saplandığını anlattı.

Oynamaya başlamadan önce “Kurtlar Vadisi”ni izliyor muydun?
Sürekli bir televizyon izleme alışkanlığım yok. “Kurtlar Vadisi”ne başlamadan önce birkaç bölümünü takip ettim, ne var, ne oluyor diye…

Teklif geldiğinde kaç bölümlük bir işti. O rol sonra nasıl büyüdü?
Diziyi konuştuğumuzda “Bölüm garantisi veremiyoruz” dediler. Sonrasında da süreç böyle gelişti.

“Muro” çok sınırda bir rol… O yüzden dizi seyircilerini bile böldü. Kimi “Teröristi niye sempatik gösteriyorsunuz?” dedi, kimi “Onu sakın öldürmeyin”… Bunun sana yansıması nasıl oldu?
Evet örgüte bir lanet okuma var. Ama benim rolü ele alış biçimimi de sevdiler. Mustafa’yla Muro’yu birbirine karıştırmadı insanlar. “Eline sağlık çok güzel oynuyorsun” dediler hep. Karşı çıkanlar bile “Çok iyi bir oyunculuk ama dizide böyle bir karakter doğru mu?” dedi.

“Avrupa Yakası” için denir ki hep, “Gülse Birsel herkesin rolünü yazar, Engin Günaydın’a iş gelince sağ tarafı boş bırakır, Engin kendi oynar”… Bu anlamda Mustafa Üstündağ’ın Muro’ya kattığı ne var?
Karakter tamamlandıktan sonra ve ben karaktere hakim olmaya başladıktan sonra yazılan text üzerinden arada bir iki doğaçlama yapabiliyorum.

Nedir o doğaçlamalar mesela?
Mesela ‘Burjuva donu’ öyle çıktı. Senaryoda yoktu. Muro, çocuğun beline silah koyup eyleme gönderiyor. Eray’ın (Yıldırım’ı oynayan Eray Türk) belini açtım baktım bir mavi don var. Ne ulan bu don masmavi… Döndüm Çeto’ya “bundan sonra örgütte kimse burjuva donu giymeyecek” dedim. Zübeyir de “Kalsın” dedi… Genel havayı bozmadan öyle şeyler yapıyoruz.

Dizide kaçıncı bölümde girdin?
14. bölümde girdim Allah’a çok şükür 41. bölümü ölmeden tamamladım. Her sete gidişimde inşallah bugün ölmem diye dua ediyordum, dualarım kabul oldu! (Gülüyor)

İnternete girip “Muro” diye arama yaptığında karşına binlerce doküman geliyor. Dizide söyledikleri insanların diline pelesenk oldu. Mustafa Üstündağ’ın en beğendiği “Muro sözü, repliği” hangisi?
“Lanet olsun içimdeki insan sevgisine” tabii ki…

Muro bugüne kadar ölmekten nasıl yırttı? Yoksa senin sete giderken “İnşallah bu bölüm ölmem” diye yaptığın dualar mı onu kurtardı?
Çok sıcak geldi seyirciye… Gülüyor, ağlıyor, şarkı ve türkü söylüyor. Çeto’nun annesini taklit ediyor. İçimizden biri gibi aslında adam.

Dizide “Çeto”yu oynayan Şefik Onatoğlu da sizin gibi Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin öğrencisi. Tanışıyor musunuz? Dizide oynaması için sen mi önerdin?
Okuldan tanıyorum, çünkü Mustafa Hoca’nın (Alabora) asistanlığını yapıyordum. Pana Film’e, bizim okulda çok yetenekli bir çocuk var dedim, tanıştılar, “Çeto”yu oynamaya başladı.

MGSM’yi bitirmiş olmana rağmen orayla bağın sürüyor mu?
Tabii… Biz orada parasız okuduğumuz için o bizim boynumuzun borcu… Müjdat Gezen’in yaktığı o ateşi söndürmeyeceğiz.

‘Yolunda giden bir ilişkim var’
Sevgilin var mı?
Şu anda yolunda giden bir ilişkim var.

Kız arkadaşın da oyuncu mu?
Değil.

Muro”dan önce başlayan bir arkadaşlık mı?
Öncesinden.

Şöhret bozmadı ilişkiyi?
Aman abi…

Keşke yapmasaydım dediğin ne var?
Hiçbir şey için keşke yapmasaydım demedim, inşallah bundan sonra da demem.

İyi ki yapmışım dediğin?
İyi ki oyunculuk konusunda ısrarlı olmuşum.

Mutlaka yapmalıyım dediğin ne var?
Yamaç paraşütü yapmak istiyorum.

Teyzenizin kızı Şerife’den aldığınız altın yüzük borcunu ödedin mi?
Daha ödemedim.

Ayıp değil mi? Tam 12 sene oldu.
Artık bir tane burma bilezik alıp götüreceğim ona… Geçen gün telefon açtı. “Adana’ya gelecek misin?” diye sordu. Geleceğim deyince “Koluna girip seninle Gazipaşa’da dolaşacağım” dedi. Onun bana yaptığı iyiliği asla unutamam.

Muro ve Çeto’nun filmi çekiliyor
“Ne olacak, ne bitecek diye ben de çok merak ediyorum. Henüz senaryo ile karşı karşıya gelemediğim için hikâyeyi kaba taslak anlatabilirim. ‘Muro’ ile ‘Çeto’ cezaevinden çıkarlar ve derler ki, “Biz artık köyümüze dönelim, evlenelim, aile kuralım ve örnek birer devrimci olarak başlayalım devrimi yapmaya”. Ancak köye gittiklerinde öğrenirler ki, muhtar cezaevindeyken onları Ruslarla evlendirmiş. Ütopyalarını gerçekleştirebilmek için önce mevcut eşlerinden boşanmaları gerekir. Bunun için Rus eşlerinin yaşadığı İstanbul’a gelirler. Film bu yaz çekilecek Kurban Bayramı’nda vizyona girecek. Filmi Zübeyir Şaşmaz yönetecek. Filmde, dizideki ‘Yıldırım’ da olacak.”

10 ismin çağrıştırdıkları
Necati Şaşmaz : Seviyorum
Gürkan Uygun : İyi ki tanımışım
Kenan Çoban : İyi arkadaşım
Erhan Ufak : Komik
Hüseyin Avni Danyal : Trabzon
Musa Uzunlar : Nâzımım
Tarkan Tüzmen : Albümü vardı
Bahadır Özdener : İyi yazıyor
Müjdat Gezen : Babam
Muzaffer Hiçdurmaz : Devrim

Milliyet Gazetesi

13HazKazayla gelen süper buluş…

İnsanlık, bir çok çay tiryakisinin, dünyanın en güzel içeceklerinden birini, boz renkli, tadı bozuk ve zevksiz bir sıvıya çevirdiği için nefret ettiği bu buluşu, tamamen bir yanlış anlamaya borçlu…

Times gazetesinin haberine göre, bir çok icat gibi poşet çay da kazara ortaya çıkmış. Nasıl mı? İşte Times’ın satırlarından poşet çayın öyküsü…

Bundan yüz yıl önce, New Yorklu kahve tüccarı Thomas Sullivan çay ticaretine girişmiş. Ama işler pek iyi olmadığından biraz tasarruf yapayım diye düşünmüş ve çayını tanıtmak için muhtemel alıcılara yolladığı eşantiyonlardan kısmaya karar vermiş.

Çayı, eski usul bol bulamaç, torbalara doldurup yollamak yerine küçük miktarlarda, minik ipek poşetlere koyarak yollamaya başlamış. Ama alıcılar Sullivan’ın eli sıkılığını yanlış anlamış. Poşetleri kesip içindeki çayı demliğe koymaları gerekirken, poşeti olduğu gibi demliğe atıvermişler.

Sullivan’ın icadı ABD’de kısa zamanda tutulmuş. Çay tiryakileri kitleler halinde poşet çaya dönmüş. Ve ipek poşet de 1930’da yerini kağıda bırakmış.

Fakat, poşet çayın, ABD’den İngiltere’ye gelişi tam 50 yıl gecikmeli. Çünkü İngiliz çay tiryakileri bu ABD icadına uzun süre kuşkuyla yaklaşmışlar. Yine de bugün İngiltere’de poşet çaysız bir yaşam düşünmek çok zor. Ülkede bir günde içilen 130 milyon fincan çayın yüzde 96’sı poşet çünkü.

Vatan Gazetesi

17MayKelebeğin derdi büyük oluyor…

14MayLogoların yaratıcı dünyası…

Ünlü markalar ya bizim bildiğimiz gibi olmasaydı nasal olurdu…

İşte böyle olurdu…

10MayPolatı silen adam muro mu?

Kurtlar Vadisi’nde Polat, Memati ve Abdülhey’den sonra şimdi de Muro sevgisi başladı. Muro, kötü imajına rağmen patladı

KURTLAR Vadisi Pusu’nun ‘kötü adamı’ hayranlarını internette buluşturuyor… Replikleri dilden dile dolaşan “Muro” internetin de gözdesi. İzlenme rekoru kırıyor Video görüntüleri internette izlenme rekorları kırarken, replikleri maillerde dolaşmaya devam ediyor. Muro için internette son sevgi gösterisi ise ‘murofanclub.com’ Muro’nun dizide teröristi canlandırması ve bunun da provakasyonlara fırsat verebileceği de siteyi hazırlayanlar tarafından düşünülmüş. Muro yine döktürdü! “Sitede kesinlikle bölücü terör örgütü propagandası, yazışmalar, resimler, videolar ve diğer multimedya öğeler eklenmeyecektir. Eklenirse gerekli görülen devlet birimlerine bildirimi yapılacaktır. Üye derhal silinecektir.” siteye üye olmak isteyenlerin dikkate alması gereken ilk kural. Kim ne derse desin Mustafa Üstündağ’ın canlandırdığı Muro izleyenlerin sempatisini kazanmaya devam ediyor. İnfaz kararından sonra kaybolan Muro önceki bölümde tekrar ortaya çıkmıştı. Örgüte darbe vurdu… Şimdilik beklendiğ gibi itirafçı olmadı. Devlete sığınmadı ama o yönde ilerlemeye devam ediyor.. Bu bölümde yine Muro, Polat’a Deli Hüsnü kanalıyla ulaşmaya çalıştı ve bunu başardı da. Bir farkla… Polat’a değil Memati’ye ulaştı. Neticede Muro istediğini aldı ve örgüte büyük darbe vurdu.

09MayEn çarpıcı reklamlar…

Tıkla insanı şaşırtan reklamları gör…

08May30 yıl önce bilgisayar animasyonları nasıl yapılıyordu?

Buraya tıklayrak 30 yıl önce animasyonların nasıl çekildiğini izleyebilirsiniz.

08MayAli kırca ve yeni videosu…

08MayFantezilerin sınırı olmaz…

Tıklayın ve görün büyüklerin istek ve arzuları…

07MayDin ve internet işleri birbirine karışınca…

İnternette satışa sunulan bazı ürünler, ibadete yardımcı nitelikleriyle özellikle yaşlıların tercih ettiği ürünler olmaya başladı. İnternette çeşitli sitelerin satışa sunduğu söz konusu ürünler, özellikleri ve kullanım alanlarıyla dikkati çekiyor. Özellikle geleneksel ibadet yöntemlerini kolaylaştıran cihazlar, büyük ilgi görüyor.

Bu ürünler arasında yer alan tespih çeken ”zikirmatik”, dua öğreten laptop, hatim indiren ”hatimmatik”, kıbleyi gösteren seccade ve cep telefonu, en çok ilgi gören ürünler arasında bulunuyor.İşte internette satışa sunulan ilginç özelliklere sahip cihazlar:

TESPİH ÇEKEN ”ZİKİRMATİK”

”Zihni sinir” tasarımı olmaya aday olan zikirmatikler, farklı model ve özelliklere göre satışa sunuluyor. Kimilerine göre ”tespihin Çin malı elektronik modeli” olarak nitelendirilen cihaz, okunan her bir duanın ardından üzerindeki düğmeye basılarak, numaratörün çalıştırılması esasına göre işliyor.Pilli olan kimi modelleri, otomatik sesli uyarı sistemine sahip olurken, tespih özelliğinin yanı sıra namaz vakitlerinde de alarmı çalıyor.Fiyatı: Özelliklerine göre 5 ile 25 YTL arasında değişiyor.

DUA ÖĞRETEN LAPTOP

Türk firmalarının isteği doğrultusunda Çin’de üretilen oyuncak laptoplar, çocuklara dua öğretiyor. Üzerindeki düğmelere basıldığında ilahiler söyleyen cihaz, çocukların namaz surelerini kolayca öğrenmeleri için üretilmiş.Fiyatı: 15 YTL

HATİM İNDİREN ”HATİMMATİK”

”Hatimmatik” adıyla satışa sunulan cihaz, dijital ses kaydı ile Kuran-ı Kerim okuyor. Ekranı sayesinde Türkçe mealini gösteren ve okuyan cihazın, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Malayca, Urduca, Endonezyaca dil seçenekleri mevcut. Cihazın özelliklerine göre dünyadaki 2 bin 800 kente göre programlanmış ezan okuma ve kıbleyi gösterme özellikleri var.Fiyatı: 120-180 YTL

YOL DUASI CİHAZI

Araçlara monte edilen cihaz, kontağı çevirip marşa basıldığında otomatik olarak Hz. Muhammed’in (S.A.V) okuduğu ”yol duasını” okuyor.Fiyatı: 15 YTL

KIBLEYİ GÖSTEREN SECCADE

İlk olarak Londra’da yaşayan Türk tasarımcı Soner Özenç tarafından tasarlanan kıbleyi gösteren ışıklı seccade, ”Sajjadah 1426” adını taşıyor. (1426 sayısı hicri takvimde 2005 yılını temsil ediyor.) Üzerinde dijital pusulası bulunan seccadenin ilgi çekici özelliklerinden biri de tasarımında kullanılan fosfor baskı teknolojisi. Bu teknolojiyle seccade üzerindeki geleneksel desenlerin üzerindeki ışıklar, Mekke yönüne döndükçe aydınlanıyor.

Özgenç’in bu tasarımının ardından Çinlilerin de ürettiği kıbleyi gösteren seccadeler de hediyelik eşya reyonlarında boy gösteriyor. Ayrıca Kabe’yi gösteren özel bir pusula da istenilen seccadenin üzerine yapıştırılarak kullanılabiliyor.Fiyatı: ”Sajjadah 1426” şimdilik özel üretim olarak bazı reyonlarda yer alıyor ve fiyatı 400 dolardan başlıyor.Çin malı pusulalı seccadelerin fiyatı ise 12 YTL ile 20 YTL arasında
değişiyor.

KIBLEYİ GÖSTEREN VE EZAN OKUYAN CEP TELEFONU

Merkezi Dubai’de bulunan bir şirket tarafından üretilen cep telefonunun reklamı, ”Her nerede olursanız olun ibadetinizi yerine getirmenizi kolaylaştıran ilk ve tek İslami telefon” sloganıyla yapılıyor.Kullanıcısına namaz vakitlerini ezan okuyarak hatırlatan telefon, kıbleyi gösteriyor. Farklı programlar yüklenilerek, Kur’an-ı Kerim’i Arapça, İngilizce ve Türkçe okuyan telefon, bir çok Müslüman ülkede rağbet görüyor.

Bu arada, merkezi Dortmund’da bulunan bir Alman firmasının Müslüman çalışanı tarafından üretilen cep telefonu programı internet üzerinden satılıyor.Cep telefonuna yüklenen program sayesinde kıbleyi belirlemek için menüden ”kıble” seçeneği tuşlanıyor. Daha önceden verilen şehir koordinatları ile kullanıcı, yüzünü kuzeye dönüyor. Telefon bir süre sonra otomatik olarak kullanıcıya kıbleyi ok işareti ile gösteriyor.

Müslümanlara yönelik üretilen her iki ürünün ardından Çinliler de bu cihaz ve programların kopyasını yapmakta gecikmedi. İnternet üzerinde çok sayıda marka ve firmaya ait cep telefonu kıbleyi gösterme ve günde 5 vakit ezan okuma özelliğine sahip.Fiyatı: Telefonların diğer özelliklerine göre fiyatı değişen kıbleyi gösteren ve ezan okuyan cep telefonları 250 avro ile 350 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.Aynı özellikleri sunan cep telefonu programları ise bazı bilgisayar servislerinde 5 YTL’ye yükleniyor. Kimi meraklıları ise internet üzerindeki dosya paylaşım sitelerinden ücretsiz olarak programı indiriyor.

İLAHİYATÇILAR UYARIYOR: ”BU BİR KAPİTALİST TUZAK”

Ankara Üniversitesi (AÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu cihaz ve ürünlerin kapitalizmin Müslümanlara yönelik bir tuzağı olduğunu söyledi.Bu ürünlerin kullanımının dinen yanlış olmadığını dile getiren Prof. Dr. Kırbaşoğlu, son dönemde dünyayı etkisi altına alan kapitalist düzenin, bu tür cihazlarla Müslümanların dini duygularını hedef aldığını kaydetti.Bu ürünleri yapan ve piyasaya sunan ülkelerin Müslüman olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Kırbaşoğlu, ”Kapitalist ülkeler, ürettikleri dini kavram ve isimler taşıyan ürünlerle Müslümanları kuşatıyor. Burada çok büyük paralar dönüyor” dedi.

”BU ÜRÜNLER KİŞİLERİ DİNİ EĞİTİMDEN UZAKLAŞTIRIYOR”

Prof. Dr Kırbaşoğlu, şöyle devam etti:”Zikirmatik”, ”Hatimmatik”, ”Yol Duası Cihazı” gibi ürünler, ibadetin ruhu ve özünü alarak, mekanik aletlerin çıkardığı ses ve görüntülere bürüyor. Yani ibadetin şeklini otomatiğe bağlayarak, kişileri robotlaştırıyor. Bu açıdan Müslümanların duyarlı olması gerekir. Allah’ı zikretmek için sayıların bir hükmü yoktur. Kim ne zaman, ne kadar isterse Allah’ı zikredip, dua edebilir. Ne peygamberimizin hayatında ne hadislerde ne de İslam inancında ‘Allah’ı bu kadar kez zikredersen falanca duan kabul olur’ gibi bir bilgi yoktur. Maalesef başta kadınlar olmak üzere toplumda bu yönde yanlış bir inanış vardır. Ve kimse bu inanışı düzeltmek için mücadele etmeyince, ortaya bu cihazlar çıkmaktadır.”

Prof. Dr Hayri Kırbaşoğlu, buna benzer hayatı kolaylaştıran teknolojik ürünlerin, kişileri dini eğitimden uzaklaştırdığını da vurgulayarak, ”Bu açıdan Müslümanlar duyarlı olmalı. Kişilerin bu duaları cihazlara okutması yerine ezberlemesi gerekir” diye konuştu.

Sabah Gazetesi

07MayMp3 dinlerken dikkat

Gençlerin gözdesi Mp3 işitme kaybına neden oluyor…

05MayMüjde Ar Trt’de çoşarsa…

İşte Ar’ın canlı yayındaki kırmızı noktalı sözleri:

TRT 1’de yayınlanan “Altın Adımlar” adlı folklor yarışması, geçtiğimiz cumartesi günü dördüncü bölümüyle ekrana geldi.

Programda iki farklı ekip, Burdur yöresinin “Teke Zortlatması” adlı halk oyununu oynadı. Oyunun yaşlı bir tekenin genç keçileri baştan çıkarmasını anlattığını söyleyen jüri üyesi Müjde Ar, teke rolünü üstlenen dansçıya “Hadi bakalım ben genç bir keçiyim, nasıl tekelik yapacaksın” diyerek takıldı.

Bu konuşma, salonda gülüşmelere neden oldu. Bu hafta yarışmanın konuk jüri üyesi ise Mustafa Erdoğan’dı. Troya gösterisi nedeniyle yoğun günler geçiren Erdoğan, yüksek ateşine rağmen yarışmaya katıldı ancak programın ilerleyen dakikalarında ateşinin yükselmesi üzerine ambulansla hastaneye götürüldü. Ateşi 39 dereceye yükselen sanatçı, doktor kontrolünden sonra evinde istirahata çekildi.

Bu arada yarışmanın jürisi TRT 1′deki programda 1 Mayıs’ta polisin tutumunu da protesto etti. Yavuz Bingöl’ün 1 Mayıs olaylarından duyduğu üzüntüyü anlatmasının ardından programın sunucusu Korhan Abay jüriye müdahale etmek istedi ancak Mustafa Erdoğan ve Müjde Ar da Bingöl’e destek verdiklerini belirtti.

Müjde Ar, olaylı 1 Mayıs için, “Demin arkadaşlar oynadı ya Teke zortlatması işte yaşanan olaylar da öyleydi” diye tepkisini gösterdi.

05MayAnkaraya kimler gelmiş kimler…

ANKARA Ankara olalı böyle DJ görmedi! Başkent’te DJ’lik yapan Playboy Dergisi’nin 50. yıl kapak güzeli Collen Shannon, performansıyla tüm sorunları unutturdu. Gecede Sezen Aksu, Tarkan ve Kenan Doğulu şarkıları çalan Amerikalı güzeli izleyen Ankaralılar, mekandan ayrılırken, ne, ne pahalılığı, ne enflasyonu, ne de AKP’nin kapatma davasını düşünüyordu! Düşündükleri tek şey, hafızalarından uzun süre silinmeyecek olan Collen Shannon’du. Gerisi ise koca bir lafügüzaftı.

Şok Gazetesi

05MayPorno üzerine sohbetler…

Hayatımız porno oldu. İnternette porno sitelerden çıkmıyoruz. Her fırsatta hemen porno film izliyoruz. Artık sevişmeyi bıraktık, sadece seyrediyoruz…

BİZE bir şeyler oluyor! Teknoloji resmen bizi bozdu. Bozmakla kalmadı, üstüne üstlük azdırdı. Gazetelerin 3. sayfalarındaki haberlere göz atmanız yeterli! Teknolojinin nimetlerini kullanıp azıyoruz, azdıkça da sapıtıyoruz. İnternet deyince aklına sadece porno siteleri gelen, saatlerce bu siteler arasında sörf yapan, her fırsatta porno film seyredenlerin sayısı büyük bir hızla artıyor. Sonunda da hepsi birer ’Porno bağımlısı’ oluyor. Normal ilişki kuramıyorlar, sadece porno ile tatmin oluyorlar! Sevişmek yerine seyretmeyi tercih ediyorlar! UZMANLAR, ’Porno bağımlılığını’ bir hastalık olarak niteliyorlar. Hatta ’Porno bağımlıları’nın tedavi edildiği klinikler bile var. İstanbul Balıklı Rum Hastanesi uzmanlarından Doç. Dr. Hasan Mırsal, kendilerine gelen bağımlıların öncelikle pornoya bakış açısını değiştirmeye çalıştıklarını söylüyor. Keyifli bir hastalık olduğu için tedavisinin de zor olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Mırsal, “Bu hastalara öncelikle psikolojik tedavi uyguluyoruz. Eğer ilerleme kaydedemezsek ilaç tedavisine geçiyoruz” diye konuşuyor.


Bugün ne yazmışız...

Temmuz 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Haz    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Arşivler

Son Yorumlar

Kapat
E-posta ile paylaş