Devrim’e giden yol benzinden geçer…

ERKAN AKTUĞ

İSTANBUL - Aslında oyuncu dinlenme odası da var ama nedense bütün oyuncuları kostüm bölümünde buluyoruz. Selçuk Yöntem ile Serhat Tutumluer hararetli bir şekilde tavla oynuyor, Onur Ünsal’sa seyirci. ‘Başmühendis’ Taner Birsel, oturduğu sandalyede şekerleme halinde. Aman uyandırmayalım! Zar sesleri Birsel’e ninni gibi gelmiş olmalı. Fakat aynı şey Ali Düşenkalkar için geçerli değil, o uyuyamıyor. Bir ara başını masanın üstüne yaslayıp kollarının arasına alıyor ama nafile, uyku tutmuyor işte. O sırada işçi tulumu içerisinde Altan Gördüm giriyor içeriye, üstü başı kir pas içinde…

1961′de Türkiye’nin ilk yerli üretim otomobilini tasarlayan mühendislerinin hikayesini anlatan ‘Devrim Arabaları’nın Beykoz’da eski kundura fabrikasındaki setindeyiz. ‘Hititler’, ‘Gelibolu gibi belgesellerden tanıdığımız yönetmen Tolga Örnek, asıl hikayenin geçtiği Eskişehir’deki vagon fabrikasının aynısını, sanat yönetmeni Veli Kahraman’la birlikte buraya kurmuş. Hatta filmin günümüz Eskişehir’inde geçen finalini de burada çekecekler.

Hikayeyi hatırlayacak olursak… 1960 darbesinin ardından 1961 yılında, dönemin asker kökenli Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, yerli malı bir otomobil üretilmesi emrini verir. Cumhuriyet Bayramı’na sadece 130 gün vardır ve otomobil o tarihe kadar yetiştirilecektir. 23 kişilik bir mühendis ekibi kurulur. Arabanın ismi de Devrim olarak belirlenir. Eskişehir’de lokomotif üreten Cer Atölyesi’nde buluşan mühendisler, olmayan teknolojiye, devlet bürokrasisinin muhalefetine, basının dalga geçmelerine rağmen imkansızı başarır ve arabayı Cumhuriyet Bayramı’na yetiştirir. Cemal paşa, TBMM’nin bahçesinde Devrim arabasına biner ama 200 metre gittikten sonra araba durur, çünkü benzini bitmiştir. Cemal Paşa ikinci arabayla sorunsuz stada kadar gider ama hayli sinirlenmiştir. Gazeteler ertesi gün ‘Devrim yolda kaldı’ manşetini atar. Devrim’in yolculuğu daha başlamadan biter.

Bugün çoğumuzun bilmediği, bilenlerin de ‘Benzini bitip yolda kalan araba’ diye eksik bildiği yakın tarihimizden hayli dramatik bir hikaye bu. Öyle ki, yönetmen Tolga Örnek de Devrim arabalarının hikayesini bilmiyordu. Ta ki, yaklaşık beş yıl önce, babası eski deniz kuvvetleri komutanı Özden Örnek, Devrim arabalarının hikayesini anlatan küçük bir kitapçığı eline tutuşturana kadar: “Cumhuriyet gazetesinde Aydın Engin’in bir yazı dizisi çıkmıştı. Mühendis odaları galiba, o yazı dizisinden bir kitapçık bastırmış. Onlardan biri elime geçti, babam vermişti. O zamana kadar bu hikayeyi hiç bilmiyordum. İlk okuduğumda bayağı etkilenmiştim. Hikayede o kadar güçlü bir dramatik yapı var ki.”

Proje üzerinde çalışırken insanların Devrim arabalarının hikayesini doğru bilinmediğini farkeden Örnek, “Nedense biz toplum olarak olumlu hikayeleri de bitakım olumsuzluklarla hatırlıyoruz. Bizim için hep bardak boş. Hiç kimse Türkiye’nin ilk yerli otomobilini 129 günde üreterek imkansızı başarmış mühendisleri hatırlamıyor ama arabanın mecliste durmasını anımsıyor. Oysa araba durduktan sonra tekrar çalışıyor, ayrıca ikinci araba hiç durmuyor. O gün Ankara sokaklarını dolaşıyor. Bir tanesi de Eskişehir’de hala çalışıyor” diye konuşuyor.

Örnek’e göre ilhamını gerçeklerden alan hikayeler çok daha güçlü, etkileyici olabiliyor. “Film çok zor bir iş. O yüzden, yaptığınız filmlerin, birilerinin hayatında küçük bir kırıntı da olsa değişikliğe, farklı bir düşünceye sebep olmasını istiyorsunuz” diyor Örnek.

‘Devrim Arabaları’nın büyük bölümü bir atölyede geçiyor. Örnek, Murat Dişli’yle birlikte senaryoyu yazarken bu atölyenin o dönemdeki Türkiye’nin bir izdüşümü olmasını istemiş. Ayrıca mühendislerin aileleriyle ilişkileri, çevrenin ve basının onlara yaklaşımı gibi yan hikayelerle zenginleştirmiş, kendi deyimiyle ‘özüne sadık kalarak dramatik soslarla hikayeyi süslemiş’. Zira bu belgesel değil, dramatik uzun metrajlı bir kurgu film.

Çekimlerin yapıldığı atölyedeyiz şimdi. İçeride yoğun bir pus var; hem dönem atmosferini yansıtması bakımından hem de dönem icabı yoğun sigara dumanı. Duvarda sigara içmeyiniz uyarısı var, o da ayrı! Tavanda etrafı siyah bezlerle çevrili dev spotlar sabitlenmiş durumda. Sıcak, çok sıcak. Filmde projenin başmühendisi Sabit rolünde izleyeceğimiz Taner Birsel de en çok sıcaktan yakınıyor: “En az oyuncular kadar önemli ve etkili bir mekan burası. Sanat yönetiminini kutlamak gerekiyor. İlk girdiğinde insanı çarpan, etkileyen bir atmosfer yaratmışlar. Mekana girince zaman tüneline girmiş gibi oluyorsun. Bu oyuncu performansını son derece olumlu etkiliyor. Ne ki sıcak, çok sıcak. Dışarısı 30 dereceyse içerisi 40, 45. Şakır şakır terliyorsun. O bakımdan makyajcı, kostümcü arkadaşların da işi çok zor, onları da kutlarım.”

Mühendis ekibinden Ali Düşenkalkar da en çok sıcaktan yakınıyor. Ama şöyle bir gözlemi var: “Sinemamız adına sanayileşmeye doğru gidişin ilk adımlarını görüyorum burada. Olduğumuz mekan, kostümünden makyajına, çekim yerinden tüm prodüksiyona kadar yapım adına ilginç bir sanayileşmenin ilk adımları. Setler günlük, anlık çözümlerle yürürdü ama burada öyle değil. Her şey güzel gidiyor” diyen Düşenkalkar, sonra duruyor, düşünüyor ve ekliyor tüm içtenliğiyle: “İyi bir film olacak yaa. Burnuma öyle kokular geliyor.”

Altan Gördüm, filmde Recep ustayı oynuyor. Tolga Örnek, ilk başta Gördüm’e başka, daha büyük bir rol önermiş. Ama Gördüm, senaryoyu okuyunca gönlü Recep ustada kalmış. Yönetmene Recep ustayı kimin oynayacağını sormuş, “Henüz belli değil” cevabını alınca diretmiş ve Recep usta rolünü kapmış. Peki neden Recep usta? “Bilmiyorum Recep’i çok yakın buldum kendime. Oyuncu arkadaşlar bilir, bir teksti okuduğumuzda şunu oynayayam dersiniz, kendi malzemenize göre hissedersiniz. Belki şöyle olabilir. Recep ustanın eğitimi yok, alaylı. Benim tiyatro oyunculuğum da öyle. Ankara Siyasal mezunuyum ben. Sonra devlet tiyatrosuna girdim. Ankara Sanat kökenliyim. Belki bu çekmiştir bilmiyorum” diyen Gördüm, eşi Vahide Gördüm’le birlikte bu projede özellikle olmak istemiş: “İnandığımız değerler açısından, Türkiye’nin geçmişi, hala bugün de oynanan oyunlarla ilgili bir şey. Unutturulan bir sayfadır tarihimizde. Zaten bu filmin içinde olmamızın nedeni de o.”

Selçuk Yöntem de kalben inandığı bir projeye dahil olmaktan dolayı çok mutlu. “O dönemde küçüktüm. Beni çok etkileyen bir olaydı bu Devrim arabaları. Filmde benim oynadığım karakterin bir lafı var, ‘Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz’ diye. Olayı iyi özetliyor. Toplumun görüp, etkilenip kendine göre birtakım paylar çıkartması gereken bir konu. Nedense böyle konular nedense hiçbir zaman gündeme getirilmiyor Türkiye’de” diyen Yöntem’e göre böyle bir filmin çok daha önce çekilmesi gerekirdi.

Filmde ekibin en genç mühendisini Onur Ünsal canlandırıyor. Tolga Örnek konudan bahsedince daha senaryo bile ortada yokken projeye dahil olan Ünsal, “Tolga abi biraz da beni düşünerek karakteri üç boyutlandırdı. Bu projeye kadar Devrim arabalarıyla ilgili herkesin bildiğini biliyordum, ‘Türkler otomobil yaptı ama benzin konulmadığı için ilerlemedi.’ Ardından bunun arkasında başka siyasi oyunların olduğunu öğrendik. Filme iyi ısındım. Her şey çok titiz ilerliyor her şey. Tolga abi çok titiz, setin her şamasında. Kostümünden makyajına, set saatinden yemeğine kadar. Böyle bir standarta sahip olduğumuzu görmek mutlu ediyor” diye konuşuyor.

‘Devrim Arabaları’nın gösterim tarihi 24 Ekim, yani Cumhuriyet Bayramı’nın hemen öncesi. Oysa çekimler daha yarılanmadı. ‘Yetişecek mi, ya da nasıl yetişecek?’ diyoruz Tolga Örnek’e. “Yetişecek” diyor Örnek, “Filmi dijital HD kamerayla çekiyoruz. Çektiğimiz sahneler hemen kurgu arabasına gidiyor. Yani çekimlerle birlikte kurgu da ilerliyor. 10 Eylül’de filmi görsel olarak kitlemiş olacağız. Sonraki süreçte ses tasarımı, müzik, miksaj filan kalıyor.”
Devrim benzin meselesinden yolda kalmıştı. Umarız ki ‘Devrim Arabaları’nın benzini iyi ayarlanır.

‘Dış dünyaya kapattım kendimi’
Tolga Örnek’e babasına atfedilen ‘darbe günlükleri’ ve kendisiyle ilgili basında çıkan iddialardan nasıl etkilendiğini sormamak da olmazdı. Sordu ama yanıt alamadık. “Ben hiçbir şey duymuyorum çekimlerden dolayı. Tamamen kendimi kapatmış durumdayım dış dünyaya. Burada 100, 150 kişilik bir ekibe, onlarına emeğine karşı sorumluyum. İnsanların sahiplendiği ve övünerek çalıştığı bir film bu. Onların inancını göz önünde tutarak şu anda hayattaki tek önceliğim en iyi filmi yapabilmek. Buna konsantre olmak” demekle yetindi Örnek.

‘Heykelleri dikilmesi lazım’
Ekibin Devrim arabalarıyla ilgili an çok içli dışlı olanı Serhat Tutumluer. Doğma büyüme Eskişehirli olan Tutumluer, ilkokuldayken gidip görmüş Devrim arabasını. Zaten babası da demiryolu işçisi. Babası arabanın yapımında bulunmamış ama o dönemi biliyormuş. Ayrıca Tutumluer’in filmdeki rolünün adı İsmet. Amcamsının adı da İsmet’miş ve o da demiryolu işçisiymiş.
“Benim yaşamla derdim sistem” diyor Tutumluer, “Hayatın sistemi. Bu hikaye onunla da çok iyi örtüşüyor. Demokrat Parti iktidara geldikten sonra biz köylüleştiriliyoruz, teknolojiden sanayiden uzaklaştırılıyoruz. Bize hibe edilen yedek parçasız arabaları kullanıyoruz. Çok basit bir sistem bu. Politikacılar bunu yuttuğu zaman halk da sömürülür. Yıllarca bizim de zekamız sömürüldü. Yok işte zekamız kıttır, çalışkan değiliz filan. O yüzden bu hikaye çok önemli. Bir gerçeği yansıtıyor, iki türlü. Bu memleketin insanları bilimadamı yetiştiriyor mu, evet yetiştiriyor. Çalışkan, disiplinli mi, evet öyle. Peki bu memleketin siyasileri niye bu kadar zavallı, neden bu hale düşürüyorlar ülkeyi. Bu hikayeyi en doğruya yakın biliyordum. Bize yutturuluyor. İki motor birden yapmış o zamanki mühendisler ve o arabalardan biri hala Eskişehir’de yürüyor. Heykellerinin dikilmesi, sokaklara caddelere isimlerinin verilmesi gerekirdi.”

Radikal Gazetesi

İnsinÇıksın (Oy yok)
Kategori: Memleketimden, , ,

1 Yorum

  1. ırmak Söylüyor:

    acaba daha erkenvizyona girse ben merakla bekliyorum merak nerdeseyse kudurdum ilk defa devrimle ilgili filmvizyonagirecek aslında cenneti beklerken filmindensonra tabiki devrimle ilgili okudumuş oldugum yazıya görebence sacecehüsran sonuçtaarabayı oradaki emek veren insanların cabasına ramen üretilmesi tam olarak insanların emegine yazık şimdi sizin yapmış oldunuz filmle şimdiki insanlar ozamanki şartlarla bu zamanın şartlarıla emeklecabayla beraberlikleşimdikidevrimi anlayacak sadece benzini bitdi diye üretilmekten kaldırılmış devrim arabalarının şimdiden geleceye ışık tutacak sadece devrim degil aslında ozamanın mühendislerinide yap mış olduğu başarılarınına sizin sayenizde gururla bahsedecekler eskişehirli insanlarının yani görenler böyle şahitlik etmesi bilefilmin sadece onlarınvar olması yeter her neyse bu filmi yapmk hatta projeye sokmak bile gişeden hasılattanda manalı sizi ve tabiki oyuncularınızı bu projede olan herkezi gerçekten tebrik ediyorum sizlerin sayesinde devrim arabaları hak ettigi yere ulaşacak devrim gerçekten devrim olacak 16 haziran 1961,deki gibi amatabikiasıl tarih 24 ekim2008 olacak cevabınızı beklicem k

    Yorum Ağustos 15th, 2008 at 19:52

Sende biraz konuş