Arsiv icinde Mayıs 14th, 2008

14MayLağımla gelen teknoloji…

İngiltere’nin Bournemouth şehri genişbant internet bağlantısı tekniklerinde bir devrime imza atıyor.

İngiltere’de genişbant internet bağlantısı için hem çok ucuz hem de çok yüksek performanslı bir çözüm hayata geçiriliyor. Yolları kazıp fiber optik kablolar döşemenin ortaya çıkardığı korkunç maliyeti taşımak istemeyen, ancak her eve de genişbant internet ulaştırmak isteyen iletişim şirketleri her evde olan bir bağlantıdan yararlanmaya karar verdiler: Lağımlar…

İlk etapta altı ay içerisinde 88.000 evin veya ofisin bu plan kapsamından 100 Mbit/saniye internet erişimine açılacağı belirtiliyor. İngiltere’de 580.000 km civarında lağım hattı bulunuyor. İnterneti evlere fiber optik kabloları halihazırda açılmış olan lağım kanallarından ulaştırmak çok daha düşük bir maliyetle hayata geçirilebiliyor.
 
Benzer bir uygulama Türkiye’de de hayata geçirilemez mi? Şu anda pilot seçilen bazı bölgelerde fiber optik çalışmaları yapılıyor, yollar kazılıyor, kablolar döşeniyor. Acaba aynı yöntemi biz de kullansak hızlı internet hayalimize daha hızlı erişebilir miyiz?

14MayAvustralyalı baltacı baba

Sapık baba olayından sonra Avusturya, bu kez de baltalı babanın cinayetleriyle şokta.

Avusturya, öz kızını 24 yıl boyunca evin bodrumuna kapatıp tecavüz eden, kızından 7 çocuğu olan sapık baba olayının şokunu henüz atlatamadan bu kez de baltalı baba olayıyla sarsıldı.

Avusturya’da 39 yaşındaki bir adam ailesinden 5 kişiyi öldürdü. Polis sözcüsü Karin Strycek, bu sabah karakola gelen bir kişinin karısını ve 7 yaşındaki kızını öldürdüğünü söylediğini belirterek, adamın başkent Viyana’daki evine giden polisin baltayla öldürülmüş cesetleri bulduğunu ifade etti.

Polis, şüphelinin, Aşağı Avusturya vilayetinin Ansfelden bölgesinde yaşayan annesi, babası ve kayınpederini öldürdüğünü de itiraf ettiğini kaydetti. Soruşturmayı sürdüren polis şüphelinin ismini açıklamadı.

14MayLogoların yaratıcı dünyası…

Ünlü markalar ya bizim bildiğimiz gibi olmasaydı nasal olurdu…

İşte böyle olurdu…

14MayOnlarda bizim insanımız…

Vatikan’dan ilk kez böyle bir açıklama geldi. Açıklamada ‘Onlar da Tanrı‘nın yarattıkları’ denildi.

Vatikan Rasathanesi, “uzaylıların varlığına inanmanın inanca ters düşmediğini” ifade etti. Rasathane müdürü bilim adamı Jose Gabriel Funes, L’Osservatore Romano gazetesine yaptığı açıklamada, evrenin büyüklüğünün, Dünya’nın dışında başka yaşam türlerinin olabileceği ihtimalinin bulunduğu anlamına geldiğini söyledi.

Bunu düşünmenin inanca ters düşmediğini, çünkü uzaylıların da Tanrı’nın yarattıkları olduğunu belirten Funes, “uzaylıların varlığını dışlamanın, Tanrı’nın yaratma özgürlüğünü sınırlamak olacağı” şeklinde değerlendirdi.

14MayEinsteindan gönderilmemiş mektuplar

En büyük kuramsal fizikçi Albert Einstein, yeni ortaya çıkan 1954 tarihli bir mektubunda, dinler için ‘insan zaafının ifadesi, çocukça, ilkel efsaneler’ diyor

Yahudi kökenli Albert Einstein, Musevilik için de ‘en çocukça hurafelerin yeniden canlandırılması’ diyor.

Gelmiş geçmiş en büyük kuramsal fizikçi olarak gösterilen Albert Einstein’ın, din ve Tanrı inancına itibar etmediği ve özellikle ömrünün son yılında bu kavramlar için “çocukça, ilkel efsaneler” nitelemelerinde bulunduğu ortaya çıktı.

‘İlkel efsaneler’
The Daily Telegraph’ın haberine göre, ünlü bilim adamı, yeni ortaya çıkarılan ve 3 Ocak 1954 tarihini taşıyan bir mektubunda, dinlerin “çocukça” ve “ilkel efsaneler” olduğunu savunduktan sonra bu olgunun hangi zorlama ve incelikli yorum yapılırsa yapılsın değişmeyeceğini vurguluyor.

Einstein için dinin anlamı
Din ve Tanrı konusundaki görüşleri her zaman tartışma yaratan ve dinsel içerikli en ünlü sözü “Tanrı zar atmaz” olan Einstein, bu sözü nedeniyle Tanrı inancı olan bir bilim adamı olarak algılanıyordu. Ancak Einstein, yeni ortaya çıkan söz konusu mektubunda, filozof Eric Gutkind’in görüşlerine yanıt verirken, yaşamının son döneminde dini duygularının son derece zayıf olduğunu hatta din karşıtı görüşlere sahip olduğunu ortaya koyan ifadelere yer veriyor. Einstein, “Tanrı sözcüğü benim için insanın zaaflarının bir ifadesi ve ürünü olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor. İncil de yüce bir kitap ama yine de ilkel efsanelerden oluşan bir koleksiyon ve aynı zamanda oldukça çocukca” diye yazıyor.

Yahudiler seçilmiş değil
Bu mektubu yazdıktan bir yıl sonra 76 yaşında ölen Einstein, kendisi de Yahudi olmasına rağmen eleştiri oklarını Yahudilerin inancı Museviliğe karşı yöneltmekten çekinmiyor.
Yahudilerin Tanrı tarafından seçilmiş bir kavim olduğu şeklindeki inancı geçersiz bulan Einstein, “Bence Musevilik de tıpkı öteki dinler gibi en çocukça hurafelerin yeniden canlandırılmasından başka bir şey değil. Mensubu olmaktan memnuniyet duyduğum ve zihnen bana çekici gelen Yahudiler de öteki insanlardan farklı özelliklere ve meziyetlere sahip değil” diyor.

Açık artırmada satılacak
“Hayat tecrübem Yahudilerin öteki insanlardan daha iyi olmadıklarını gösteriyor” diyen Albert Einstein, “Onların seçilmiş kavim olduğunu gösteren herhangi bir şey görmüyorum” ifadelerini kullanıyor.
Einstein’ın söz konusu mektubunun şimdiye kadar özel kişilerce muhafaza edildiği, İngiltere’deki Bloomsbury müzayede şirketi tarafından satışa çıkarılacağı ve 8 bin sterline alıcı bulabileceği belirtildi.

14MayEvlilik sokağı…

ÇANAKKALE’nin Bayramiç İlçesi’ne bağlı Muratlar Köyü’nde, her yıl birçok bekar gencin tanışıp evlendiği ‘Aşk Sokağı’, bu yıl da arkadaş, eş arayan yaklaşık 3 bin genci buluşturdu.

Gençler giyinip, kuşanıp süslenerek çıktıkları bir kilometrelik Aşk Sokağı’nda volta atarak gönüllerinin sahibini aradı.

Bayramiç’e 25 kilometre uzaklıktaki Muratlar Köyü’nde her yıl mayıs ayında yapılan geleneksel hayır yemeği ve Aşk Sokağı buluşması bir kez daha gerçekleşti. Bolluk ve bereket dileği ve çevre köylerle kaynaşma amacıyla düzenlenen yemekte mevlit okundu, dualar edildi. Katılan 7 bin kişiye 80 kazan keşkek ikram edildi. Yemek sonrası evlenecek çağa gelen 3 bine yakın genç kız ve delikanlı, Aşıklar Sokağı’nda yürüyüp hayat arkadaşını aradı.

Bayramiç’in yanısıra çevre ilçeler Çan, Ezine, Biga, Yenice ve köylerinden gelen gençler, mesire yerinden başlayıp ormana uzanan bir kilometrelik Aşk Sokağı’nda kendilerine uygun eş bulmak için saatlerce volta attı. Aşk Sokağı’nda tanışıp arkadaş olan Hasan Taşkıran (22) ile Şennur Şimşek (18) ardından müjdeli haberi ailelerine verdi ve birbirlerini tanıştırdı. Aşk Sokağı, önceki yıllarda burada tanışıp daha sonra evlenen çiftlere, çocuklarına ve torunlarına da ev sahipliği yaptı. Evli çiftler, önceki yıllarda tanıştıkları sokağa gelerek anılarını tazeledi.

GEÇEN YIL TANIŞIP NİŞANLANDILAR

Geçen yıl Aşk Sokağı’nda tanışan, iki ay önce de nişanlanan Ramazan Boduroğlu (24) ve Aysun Alaca (19) da, Aşk Sokağı’nın bu yılki konukları arasında yer aldı. Çan İlçesi’nin Çaltıkara Köyü’nde yaşayan Ramazan Boduroğlu, “Muratlar Köyü’ndeki Aşk Sokağı’nın ününü duyarak geçen yıl buraya geldiğimde Bayramiç’in Karaibrahimler Köyü’nün güzel kızı Aysun ile tanıştım. Devam eden arkadaşlığımızı nişanlanarak perçinledik. İnşallah önmüzdeki yıl Aşk Sokağı’na evlenmiş olarak geleceğiz” dedi. Aysun Alaca da, “Köyümüzün diğer kızları gibi ben de geçen yıl Aşk Sokağı’na geldim. Burada Ramazan ile tanıştım, birbirimizi sevdik ve evlenmeye karar verdik. Çok mutluyum” diye konuştu.

70 YILLIK GELENEK

Kırsal kesimde de gençlerin eşlerini özgürce, gönüllerince seçmesine olanak sağlayan gelenekle ilgili bilgi veren Muratlar Köyü Muhtarı Mehmet Aydoğan, geleneğin köyde 70 yılı aşkın süredir devam ettiğini, genç kız ve erkeklerin Aşk Sokağı ya da Aşıklar Sokağı diye adlandırdıkları bu yolda buluştuğunu söyledi. İlk yıllarda sadece birkaç köyün gençlerinin buluştuğu Aşk Sokağı’nın son yıllarda namı duyulduktan sonra evlenmek isteyen gençlerin akınına uğramaya başladığını belirten Muhtar Aydoğan şunları söyledi:

“Artık çevre ilçelerden ve köylerden binlerce genç kız ve erkek her yıl bu sokakta buluşur oldu. Gençlerin, Aşk Sokağı ya da Aşıklar Sokağı olarak adlandırdıkları bu sokakta tam bir festival havası yaşanıyor. Genç kız ve erkekler özgüR iradeleriyle hayat arkadaşlarını bu sokakta seçiyor. Bu sokak şimdiye kadar yüzlerce kişinin evlenmesine vesile oldu. Ayrıca yıllardır en küçük tatsız bir olay yaşanmaması da bizim için mutluluk verici.”

14MayGözü dönmüşlük bu olsa gerek…

BALIKESİR’de Marmara İlçesi’nin Avşa Adası’nda, 69 yaşındaki H.B.’nin, kiracısı olan ailenin 11 yaşındaki kızı S.K.’ya, 2 aydır oyuncaklar alarak cinsel istismarda bulunduğu iddia edildi.

Cinsel tacizden kızın annesi 45 yaşındaki E.K.’nın da bilgisinin bulunduğu ve olayı gizlediği ileri sürüldü. Evli, 3 çocuk babası H.B.’nin dul E.K. ile ilişkisi olduğu, 21 yaşındaki diğer kızı D.K.’ya da daha önce tacizde bulunduğu belirtildi. İhbar üzerine harekete geçen Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, önceki akşam savcılık talimatıyla H.B. ve E.K.’yı gözaltına aldı. Sorgulanan zanlılar, ’çocuğun cinsel istismarı’ suçlamasıyla çıkarıldıkları mahkemece dün tutuklandı. Sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Devlet Hastanesi’nde sevkedilen S.K. çocuk yuvasında koruma altına alındı.

14May18′lik genç 82′lik kadına tecavüz etti

Avustralya’da 18 yaşındaki bir genç, çocuklarını ziyaret etmek için ülkeye gelen 82 yaşındaki Koreli kadına iki kez tecavüz etmekten gözaltına alındı..

Avustralya’nın Sydney kentinde pazar günü yaşanan bir olay, ülkeyi dehşete düşürdü. İsmi açıklanmayan Kore asıllı 82 yaşındaki bir kadın, çocuklarını ziyaret etmek için Avustralya’ya geldi. Ancak Robert El Chammas isimli 18 yaşındaki bir genç, Anzak Parkı’nda yürüyüşe çıkan yaşlı kadına saldırdı. El Chammas, yaşlı kadına parkta üst üste iki kez tecavüz etti. Saldırgan, tecavüzden sonra olay yerinden hızla kaçtı. Çığlıkları duyan, bölgedeki mağaza sahipleri, koşarak yaşlı kadının imdadına yetişti.

PARKTA YAKALANDI
Bölge sakinlerinin çağırdığı polisler parkta gencin peşine düştü. Kısa süren kovalamacanın ardından sapık genç yakalandı. Yaşlı kadın Royal North Shore Hastanesi’ne kaldırıldı. Davanın ön duruşmasında gencin tutuklu yargılanmasına karar verildi. Duruşma tarihi olarak 2 Haziran belirlendi.

Sabah Gazetesi

14MayGoogle öylesine korkuyor

10 yıl önce garajda kurulan Google’ın EMEA Başkanı Arora, kendileri için en büyük tehlikenin garajdaki yenilikçi şirketler olduğunu söyledi..

Google Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) Başkanı Nikesh Arora, dünyadaki tek akıllı ve yenilikçi kişilerin kendilerinin olmadığını, bu yüzden sürekli yeni şirketlere ve teknolojileri takip ettiklerini belirtti. Google, Microsoft, YouTube gibi şirketlerin hepsinin bir evin garajında kurulduğuna dikkat çeken Arora, “Dünyanın en hızlı atleti olabilirsiniz, ama yarış esnasında arkanıza bakarak koşmazsınız. Hedefinizi seçip, ona doğru en hızlı şekilde koşmanız gerekir” dedi.

TÜRKİYE’DE RAKİP VAR
Bir yandan rakiplerini sürekli takip ettiklerini bir yandan da kendi işlerine odaklandıklarını belirten Arora, “10 yıl önce dünyanın en büyük teknoloji firmalarına ‘Sizin rakibiniz kim?’ diye sorsanız yanıt farklı olurdu. O günlerde Google yoktu, daha bir evin garajındaydı. Bizim en büyük rakiplerimiz bugün garajda olanlar. Aslında Türkiye’de veya herhangi bir yerde birçok rakibimiz var. Zaten en büyük tehlike de görmedikleriniz gelir. Biz dünyadaki tek akıllı ve yenilikçi insanların biz olmadığını biliyoruz. Bu yüzden DoubleClick ve YouTube gibi siteleri satın aldık” dedi. Dünyadaki reklam pastasının 600, Türkiye’dekinin ise 2.2 milyar dolar olduğunu vurgulayan Arora, gelişmiş ülkelerde internet reklam pastasının toplam reklamın yüzde 10′unu oluştururken bu rakamın Türkiye’de yüzde 2-3 civarında olduğunun altını çizdi. Türkiye’deki internet kullanıcılarının 20 milyon civarında olduğunu kaydeden Arora, “Türkiye, Google kullanımının hızla yükseldiği ülkeler sınıfına giriyor. En büyük avantajınız teknoloji ve ekonomik açıdan hızlı büyümeniz” dedi. Arora, Google’da çalışmak için 16 iş görüşmesinden geçtiğini belirtti. Google’daki mühendislerin yüzde 70′inin yenilikler üzerine çalıştığını ifade eden Arora, internette yapılan aramaların yüzde 25′inin daha önce hiç yapılmamış aramalar olduğunu kaydetti. Arora, Google’ın başarısının en büyük nedenlerinin hız ve sorgulamalara doğru cevap verme özellikleri olarak gösterdi.

‘HIZ BAŞARI GETİRDİ’
Arora, “Bize göre kullanıcı aradığını en kısa zamanda en hızlı şekilde elde edebilmeli. ‘Google Earth gibi servislerden nasıl para kazanıyorsunuz’ diye soruyorlar. Açıkçası ben de bilmiyorum. Ama insanlar kullanıyorsa doğru birşey iş yapıyoruz demektir. Biz internet reklamcılığından para kazanıyoruz” dedi.

14MayB.k içsinler…

Türk zenginleri işi abarttı… 18 gramı 95 YTL’ye satılan altın tozlu çikolatalara büyük ilgi gösteren sosyete, şimdi de fincanı 35 YTL’ye altın tozlu kahve içecek.

Türk sosyetesi, gösterişte sınır tanımıyor. Geçen yılın Aralık ayında Türkiye’ye getirilen İsviçre usulü altın tozlu çikolatalar beklenenin çok üzerinde ilgi görünce ithalatçı firma, aynı yöntemi kahve için de kullanmayı kararlaştırdı. Altın tozlu çikolataların 18 gramı 95 YTL’ye satılıyor…

“Kapıda kuyruk oldular”
Altın tozlu çikolataları Türkiye pazarına tanıtan İstes firmasının ortaklarından Tarık Altuğ, “Kısa sürede 250 müşteriye ulaştık. Kapımızda kuyruklar oluştu. Biz de altın tozlu kahve işine girmeye karar verdik” dedi. Seçkinler, altın tozlu kahvenin fincanını 35 YTL’ye içecek…

Altın tozu nedir ve ne işe yarar?
Vücuttaki toksinleri atmaya yardımcı
Tarık Altuğ, 0.2 gram altın yemenin vücuttaki toksinleri atmaya yardımcı olduğunu söyledi. Altuğ, tek taş yüzükleri çikolataların içine koymayı düşündüklerini de vurguladı.

***

Sosyete kahvesinin köpüğü altından olacak

Çikolatayla buluşunca talep patlaması yaratan altın tozu, şimdi de kahveye giriyor İstes, kuracağı kahve zincirinde Türk zenginlerine 35 YTL’ye altın tozlu kahve içirecek.

İsviçre’nin altın tozlu çikolatası DeLafee’yi Türkiye’ye getiren İstes firması, beklediğinin 3 katı taleple karşılaşınca, altın tozunu kahveye de katmaya karar verdi. DeLafee Gold Cafe Shop zinciri kurmak için kolları sıvayan firma, Türk zenginlerine 35 YTL’ye kahve içirecek. Aralık 2007′de Türkiye pazarına sundukları altın tozlu çikolataların çok yoğun talep aldığını belirten İstes’in ortaklarından Tarık Altuğ, “Kısa sürede 250 müşteriye ulaştık. Yoğun talep üzerine altın tozlu kahvelerin de satılacağı kahve zinciri oluşturmaya karar verdik” dedi.

Kuyumcu dükkanı gibi
İlk mağazalarını Şubat’ta İstanbul’da açacaklarını anlatan Altuğ, “Bu mağaza Etiler, Bebek veya Maslak’ta olacak. 2 yıl içinde de 10 mağazaya ulaşacağız” diye konuştu. Altuğ, bu mağazalarda altın tozu olan kahve, çay ve DeLafee’nin ürünlerinin sunulacağını vurgulayarak, şöyle konuştu: “Kullanacağımız tabaklar, bardaklar altın kaplama olacak. İç dekorasyonda da altın kullanacağız. İnsanlar kuyumcu dükkanına girdiğini sanacak. Altın tozlu Türk Kahvesi’nin fiyatı da 35 YTL olacak.”

Çikolata 95-299 YTL
DeLafee’nin altın tozlu çikolata, şarap, puro ve yaprak altın gibi ürünlerinin olduğunu belirten Altuğ, “2′li (18 gr) ve 8′li (72 gr) paketlerde çikolata satıyoruz. 0.4 gram altın tozu olan 2′li paket 95, 8′li paket ise 299 YTL” dedi. Altuğ, sözlerine şöyle devam etti: “Ünlü isimlerden, holdinglerden, restoranlardan yoğun talep geliyor. Beklediğimizin 3 katı talep aldık. Bu ürünler el yapımı olduğu için talebe yetişmekte zorlanıyoruz. İsviçre’den Türkiye için özel üretim istedik.”

ÖZLEM KAMER

14MayPopo resmi koleksiyoncusu yakalandı

İKİ yılda 3 bin kadının poposunun resmini çeken adam tutuklandı. Venedik’teki St Mark’s Meydanı’nda bir kadını takip ederken yakayı ele veren 38 yaşındaki İtalyan’ın, çantasına açtığı küçük delikten içindeki kamerayla gizlice kadınların poposunu çektiği belirtildi. 6 aydan, 4 yıla kadar hapsi istenen adamın yalnızca mini etekli kadınların peşine takılıp, onların poposunu fotoğrafladığı belirtilirken, adamın üç bin kadının popo resimlerini kaydettiği onlarca DVD de ele geçirildi. Foto-popo’nun evli ve iki çocuklu olduğu açıklandı.

14MayMüdürümüz pergel hastası!!!

Mersin’de ilköğretim okulu müdürü, ’mıntıka temizliği’ görevi vediği 12 kız öğrenciyi temizlikten kaçtıkları gerekçesiyle dayaktan geçirdi. Elleri parçalanan kızlara hastanede dikiş atıldı, müdür gözaltına alındı

İddiaya göre, Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nun 6/A sınıfında Görsel Sanatlar Dersi öğretmeni hasta olduğu için dün sabah gelmedi.

Bunun üzerine Müdür Yusuf Kılıç, dersleri boş geçen 6/A sınıfın öğrencilerinin bahçeye çıkıp ’mıntıka temizliği’ yapmalarını istedi. Kılıç, bir süre sonra temizliği bırakıp sınıflarına giden kız öğrencileri yoldan çevirdi. Yaşları 12 ile 13 yaşlarında değişen 12 kız öğrenciyi sıraya dizen Müdür, büyükçe bir pergelle avuçlarına vurmaya başladı. Çevre temizliğinin yarım bırakılmasına öfkelenen müdür, kızları sıra dayağından geçirdi. Dayak sırasında pergelin sivri metal ucu öğrencilerin ellerini kanattı. Sıra dayağında ellerinden yaralanan öğrenciler Havva Nasuhoğlu, Muhise Topkafa, Özge Çelebi, Emine Özer, Gurbet Beyaz, Ayşegül Susam, Gülşah Ölmezoğlu, Ayşe Rümeysa Koçak, Mediha Yıldırım, Esma Nur Karaçivi, Saadet Yılmazcan ve Pınar Çiftçi, Silifke Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne götürüldü. 12 kızın pergelin sivri metal ucunun yırttığı ellerine burada dikiş atıldı.Taburcu edilen öğrenciler velileriyle polise giderek Kılıç’ı şikayet etti. Kılıç gözaltına alındı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olayla ilgili idari soruşturma başlattı.

“ELLERİMİZE DEFALARCA VURDU”

Pergelin sivri metal ucunun yırttığı ellerine hastanede dikiş atılan kız öğrenciler, “Müdür Yusuf Kılıç bizi bahçede sıraya dizip ellerimize defalarca vurdu” dedi.


Bugün ne yazmışız...

Mayıs 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis   Haz »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Arşivler

Son Yorumlar

Kapat
E-posta ile paylaş