Bursa’da park halindeki bir otomobilin, ‘modifiye edilmiş’ markası, objektife böyle yansıdı.
Bursa’da park halindeki bir otomobilin, ‘modifiye edilmiş’ markası, objektife böyle yansıdı.
Ama bu cin bildiğiniz cinlerden değil. Elle tututan, gözle görülen sahtekarlar…
İnternette kendisine medyum diyerek e-postayla insanlara fal bakan, büyü yapıp bozan sahtekarların sayısı binlere ulaştı. Bu sahtekarlara milyonlar dökenler karşılığında bir şey elde edemeyince “cin çarpmışa” dönüyor.Uzmanlar, “Hayal gücü geniş insanlar umut dağıtıyor, değerlerinizi istismar edip paranızı alıyor” diye uyarıyor.
İnsanlar artık sadece gelecek merakı için değil psikolojik sorunları için de medyumlara koşuyor. Bu durumu iyi değerlendiren binlerce kişi de kendilerine medyum diyerek insanları istismar ediyor.
30-100 YTL ÜCRET
Bugün’ün haberine göre; hazırladıkları internet siteleriyle milyonlarca insana umut vaat eden medyumlar, İslam dininin yasakladığı fala bakıp, büyü yapıyorlar. Sitelerinde fal ve büyüyle ilgili tüm detayları aktaran sahtekar medyumlar, 30 ila 500 YTL arasında da ücret alıyorlar. İnsanların en çok istismar edildikleri konu ise, gelecek. Yaşamlarının ilerleyen yıllarında ne olacağını merak eden insanlar, ev veya ofislerine gidemedikleri medyumlara e-posta yoluyla ulaşıyorlar. Sözde medyumlar da iş, aşk ve aile hayatıyla ilgili insanlara umut dağıtıyor.
RESMi RUHSATLI KADIN MEDYUM
İnternet üzerinden müşterilerine ulaşan Medyum Perihan Özdemir, “İnsanlar sizinle hangi konuları konuşuyorlar” sorusuna, “Psikolojik çöküntü yaşadıklarında aile içi sorun yaşadıklarında bana geliyorlar” cevabını veriyor.
Kendisine “astrolog medyum” diyen Özdemir, insanlara nasıl çözüm önerileri sunduğuyla ilgili ise hiçbir açıklama yapmıyor. Sitesinde dinen yasaklanan fal ve büyüyle ilgili ayrıntıları aktaran Özdemir, dini meselelerle ilgili de çeşitli bilgilere yer veriyor. Özdemir, muska, nazar, astroloji, şifalı bitkiler ve dualarla da sanal alemden insanlara umut dağıtıyor. Medyum İsmali Hoca, Medyum Yakup Hoca gibi sayıları bini aşan umut tacirleri, insanları istismar ediyor.‘
HiZMETTE’ 10’UNCU YILI
İnternet üzerinden 10 yıldır hizmet veren Medyum Mustafa, “Kendilerinde büyü olduğunu zanneden çok sayıda insan var. Genelde bu kendi evhamlarından kaynaklanıyor” diyor. Kendisine gönderilen eposta’ların çoğunluğunun gelecekle ilgili olduğunu dile getiren Medyum Mustafa, fala 30 YTL’ye bakıyor. “Piyasada kendisine medyum diyen çok insan var” diyen Cinci Hoca Zeynel Eroğlu da, bu konuda istismarın fazlasıyla olduğunu kaydediyor.
CiN GÖRSELER DUDAKLARI UÇUKLAR
Türkiye’de herkesin Medyum Memiş diye tanıdığı Memiş Hoca ise, “Medyum, birtakım varlıklarla aracı olan insan anlamına gelir. Bugünkü anlamı ise şarlatanlıkla, soytarılıkla aynı” diyor. Birtakım insanların kendilerine medyum diyerek piyasaya çıktıklarını anlatan Memiş Hoca, yaptıkları işin ise fal ve büyü olduğuna dikkat çekti. Memiş Hoca, “İslam inancında bunlar haramdır. Bunlar sadece soytarıdır” diye konuşuyor. Medyumluğun falcılık, büyücülük olmadığını savunan Memiş Hoca, “İnsanların bunlara ilgi göstermesinin nedeni manevi boşluk ve ihtirasları. Cin çıkardıklarını iddia edenler cin görse dudakları uçuklar” ifadelerini kullanıyor.
ÜMiTSiZLiĞE DÜŞÜN HER ŞEYi YAPAR
Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İnsanın bilinmeyene karşı bir merak olduğunu belirterek, “Geleceklerini öğrenmek isteyenlerin merak duygusu medyumlarca kullanılıyor, istismar ediliyor” dedi. Ümitsizliğe düşen insanın her şeyi yapabileceğinin altını çizen Tarhan, “Medyumların söylediklerinin yüzde 90′ı uydurma. Onlar hayal gücü geniş insanlar. Söylediklerinin bazıları tutunca insanlar her söylediklerine inanıyor” diye konuştu. Tarhan, medyuma gitmenin bilimsel olarak ruh sağlığı açısından onaylanacak bir şey olmadığını da açıkladı.
ANTALYA’daki Aksu İlköğretim Okulu sınıf öğretmeni Kadir Çelbiş, birinci sınıf öğrencilerinin ağzına acı biber sürünce, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 1 yıl kademe durdurma cezasına çarptırılıp okulu değiştirildi.
Antalya’nın Aksu İlçesi’nde oturan ev hanımı Ayşe Kırışık, Aksu İlköğretim Okulu birinci sınıfına giden kızı Emine Kırışık’ın ağzının kızarık olduğunu ve acı içinde eve döndüğünü farketti. Ayşe Kırışık, sınıf öğretmeni 42 yaşındaki Kadir Çelbiş’in yaramazlık yaptığı gerekçesiyle kızının ağzına acı biber sürdüğünü öğrenince çılgına döndü. Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikayet dilekçesi veren Ayşe Kırışık, daha önce de bir öğrenciyi dolaba kapattığı iddia edilen sınıf öğretmeni Kadir Çelbiş’in ceket cebinde taşıdığı ve çok acı olan biberleri öğrencilerin ağzına sürdüğünü belirterek cezalandırılmasını istedi.
Kızı Emine’nin çığlık çığlığa acı içinde eve gelmesini içine sindiremediğini belirten Ayşe Kırışık, “Hareket etmemesi için kafasını sol kolu ile vücuduna bastırarak sıkıştırmış ve ağzına acı biber sürmüş. Sadece benim kızımı değil, sınıfta derslerde başarısız olan veya yaramazlık yapan bütün öğrencilere aynı cezayı uyguluyormuş. Acı içindeki öğrencileri, bağırmaları durumunda yeniden acı biber sürmekle tehdit ediyormuş. Eğitim sisteminde böyle bir ceza olur mu?” diye konuştu.
Müfettiş soruşturmasında öğretmen Çelbiş’in öğrencilerin ağzına acı biber sürdüğü belirlendi. Soruşturmanın ardından Kadir Çelbiş’in 1 yıl kadame ilerlemesinin durdurulmasına karar verildi. Çelbiş ayrıca, Aksu’dan Gaziler Köyü’ndeki Gaziler İlköğretim Okulu’na atanarak yeri değiştirildi.
Sınıf öğretmeni Kadir Çelbiş’in Aksu İlköğretim Okulu’nda görev yaptığı sırada kendi sevk kağıdını imzalayarak evrakta sahtecilik yaptığı da belirlenmiş ve hakkında soruşturma başlatılmıştı.
1.Balkona 50 kişinin çıkması sonucu meydana gelen toplu ölüm.(dudullu’da bir köy nişanı töreninde)
2.TEM’de seyreden araçtaki 5 kişinin radyoda oynak şarkı çalınca aracı sağa çekerek otoyolda göbek atmaya başlaması ve 3′ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü.(adapazarı-hendek)
3.Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısındaki taşı çıkarmak için ayağını silkeleyen kişiyi elektrik çarptığını sanan bir başkasının akımdan kurtarmak amacıyla kafasına kürekle vurup öldürmesi.(rize- tunca köyü)
4.Midesine sinek kaçan bir kişinin sineği öldürmek için odaya sıkar gibi ağzına sheltox isimli ilacı sıkması ve sinekten beter ölümü.(istanbul-sultanbeyli)
5.mühendisin kontrol için geminin buhar kazanına girdiği sırada bundan habersiz bir gemi personelinin kapağı kapatması ve geminin sefere çıkmasıyla mühendisin ölümü.(kocaeli)
6.aynı işyerinde biri gündüz biri gece vardiyasında çalışan baba-oğulun motorsikletle eve giderken sert bir virajda karşılaşıp birbirlerine selam vermek isterken çarpışarak ölmeleri.(konya)
7.Nüfus sayımı nedeniyle kendisinden başka kimsenin bulunmadığı yolda (üstelik de otoban) sayım görevlisinin bariyerlere çarparak ölümü(tem otoyolu-gebze)
8.Karabük demir-çelik fabrikasında 600 tonluk pres makinasının arasından emekleyerek geçen işçinin 2450 santigratlık fırından sigarasını yakmaya çalışırken can vermesi.(karabük)
9.Tıraş olurken berberin rahatlatır diye boynu aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu küt diye boynu kırılan müşterinin koltukta rahmetlik oluşu.(erzurum)
10.Bir vatandaşın yatağındaki tahtakurusunu öldürmek için yaptığı ilaçlamadan sonra uykuya dakınca tahatakurularıyla birlikte zehirlenmesi.(bodrum-yalıkavak)
11.Bir lunaparkta kafadar iki gecebekçisinin uçan sandalyeyi çalıştırıp binmeleri ve durduracak kimse olmayınca inemeyip sabaha kadar kusarak hayatlarını kaybetmeleri.(göztepe)
12.Arkadaşlarıyla iddiaya tutuşup kafasıyla mermer bloku kırmaya çalışan medyatik karatecinin mermer yerine kafasını kırarak beyin travması sonucu ölmesi.(Istanbul-esenler
ÇİN’in başkenti Pekin’de bulunan ‘penis’ restoranı müşterilerine ancak bir hafta sonrasına rezervasyon yapıyor. Değişik canlıların penislerinden oluşan mönüsüyle dünyanın birçok yerinden müşterisi bulunan restoranın Zhaoran, insan penisi kullanmadıklarını ama müşterilerinin en çok köpek penisinden yaptıkları spesiyal yemeklerine rağbet ettiklerini belirtiyor. Bu arada penisin deriyi gençleştirdiği iddia ediliyor.
İTALYA’da yeniden iktidar koltuğuna oturan Silvio Berlusconi, ilginç icraatlara imza atmaya hazırlanıyor. Kabine kurma çalışmalarına hız veren Berlusconi’nin, hükümet sözcüsü olarak, bir ara kendisine ait TV kanalında sunuculuk yapan eski İtalya güzellerinden Mara Carfagna’yı atayacağı öne sürülüyor. Bu atamaya hem Berlusconi’nin eşi Veronica Lario’nun, hem de Özgürlükçü Halk Birliği’nin büyük tepki göstermesi bekleniyor.
Fakirin canı patlıcan mı!
Devlet yoksul vatandaşına bunu da reva gördü!.. Merdiven altında üretilen yasa dışı gıdaları, valiler fakirlere dağıtacak .
‘Dağıtmayalım da imha mı edelim!’
Türkiye’de ‘akıllara zarar’ bir kanun Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girdi. Kanunla, yasak olarak üretilen sağlıksız gıdalar toplanacak ve fakirlere dağıtılacak. ‘Merdiven altı’ olarak tabir edilen kaçak gıdalar ve etiketinde bilgi eksikliği bulunan ürünler, imha edilmeyip bu şekilde değerlendirilecek…
Gaziantep ve Elazığ’da başladı
Bu yasanın ilk uygulaması ise Gaziantep ve Elazığ’da başladı. Gaziantep’te kaçak üretilen 18 bin litre soya yağı, Gıda Bankası ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na teslim edildi. TAKVİM, konuyu uzmanlarına sordu ve dehşet verici bir yanıt aldı: Kaçak gıdalar yüzünden toplu ölümler bile yaşanabilir…
Uzmanlar ne diyor?
Prof. Dr. Aziz Ekşi: ‘Büyük sakıncaları var’
Tarım Bakanlığı’nın izni olmayan üretimin zaten imha edilmesi lazım. Yasak üretilmiş bir gıdayı halka nasıl yedireceksiniz?
Şemsi Kopuz: ‘Toplu katliam gibi’
Bu gıdaların halka yedirilmesi kısa vadede karınları doyuracak ama geleceğimizi karartacak. Bu uygulama bana göre toplu katliamdır…
***
Ekmek yoksa zehir yesinler
Devlet, aç kalan halkına zehir vermeyi uygun gördü! Merdiven altında üretilen yasa dışı gıdaların fakirlere dağıtılması için valilere görev düştü.
Fransa Kralı 16. Louis’in karısı Kraliçe Marie Antoinette, açlıktan isyan eden halkı için “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” demişti. Bu sözün benzeri, 2000′li yıllarda Türkiye’de yaşandı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni kanunla birlikte, yasak olarak üretilen sağlıksız gıdaların, toplandıktan sonra fakirlere dağıtılmasına izin verildi. Yani merdiven altı diye tabir edilen kaçak gıdalar ile üzerindeki etikette eksik bilgi bulunan ürünlerin, imha edilmesi yerine garibana dağıtılması kararlaştırıldı. Bu konuda yetkili merci de valilikler olarak belirlendi.
Yağ ile başlandı
Kanunun ilk uygulaması ise Gaziantep ve Elazığ’da yaşandı. Gaziantep’te kaçak üretilen 18 bin litre soya yağı, Gıda Bankası ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na teslim edildi. Elazığ’da da 25 bin litre sahte sıvı yağ toplatılarak kamu malı sayıldı.
‘Çok sakıncalı bir uygulama olur’
Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Aziz Ekşi:
Tarım Bakanlığı’ndan üretimizni almadan yapılan üretimlerin zaten imha edilmesigerek. Yasak üretilmiş birgıdayı halka nasıl yedireceksiniz? Üstelik, devlet bunları nerelerde depolayacak?
‘Başlı başına halkın sağlığına bir tehdit’
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu Başkanı Şemsi Kopuz:
Bu uygulama başlı başına halk sağlığını tehdit edecek. Gıda sektöründeki kayıt dışı, halkın sağlığı açısından en büyük risk faktörüdür. Bu uygulamanın doğuracağı sonuçları kim, nasıl telafi edecek!..
‘Gerçek anlamıyla toplu katliamdır…’
İstanbul Ticaret Odası Gıda Meslek Komitesi Üyesi Sadık Çelik:
Bu uygulama, genel olarak gıda terörünü hoş gösteren ve hoş gören bir uygulama. Sanki toplatılan bu mallar, zararlı değilmiş gibi yoksullara dağıtılacak. Bu uygulama, bana göre bir toplu katliamdır.
Faruk ERDEM
Muhafazakar Liberal Parti’nin Batı Avustralya lideri, bir kadın siyasetçinin oturduğu koltuğu kokladığını itiraf etti.
Avusturya, öz kızını 24 yıl boyunca mahzene kapatıp seks kölesi olarak kullanan “sapık” olayıyla çalkalanırken, Avustralya da, “koltuk fetişisti” ssiyasetçinin itirafıyla şoke oldu.
Muhafazakar Liberal Parti’nin Batı Avustralya lideri Troy Buswell’in, mecliste, bir kadın siyasetçinin oturduğu koltuğu kokladığını itiraf etmesi, ülkede şok etkisi yaptı, insanları “Bu nasıl bir sapıklık” diye şaşkına çevirdi.
Daha önce de İşçi Partili bir kadın milletvekilinin sütyen kopçasını çekerek kopardığını itiraf ederek gündeme oturan Buswell, önceki gün televizyonda yayınlanan bir basın toplantısında, bir kadın meslektaşının oturduğu koltuğu kokladığını ağlayarak açıkladı.
Buswell, skandala rağmen “İstifa edecek misiniz?” sorusuna “Hayır. Bunlar benim ve ailemin üstesinden gelmesi gereken konular. Siyasi yanımla alakası yok” dedi.
Batı Avustralya eyaletininde 2009′da yapılacak olan seçimleri Muhafazakar Demokrat Parti’nin kazanması bekleniyor. Bu durumunda Buswell’in eyaletin başbakanı olmasına da kesin gözüyle bakılıyor.
Koltuğu koklanan kadın siyasetçi ise gazetelere verdiği demeçte, şaşkın ve çok öfkeli olduğunu söyledi ve Buswell’a tepkisini açıkladığını belirtirken “İstifa etmemesi durumunda, meclisteki tüm kadınlar zor durumda demektir. Aramızda insan aklının alamayacağı kadar bozuk bir ruh hali olan biri dolaşıyor” dedi.
Muhafazakar Liberal Parti’nin Başkan Yardımcısı Kim Hames ise, Başkan Buswell’i desteklemeye devam edeceklerini söyledi ve ”Ancak muhafazakar liberaller davranışlarını değiştirmek zorunda” dedi.
35 şirketi yaklaşık 8 milyon YTL dolandırdı. Bu paralarla kumarhane açtı ve…
İstanbul Mali polisi paravan şirketler kurarak aralarında Huzur Giyim ve Kiler’in de bulunduğu 35 şirketi yaklaşık 8 milyon YTL dolandırdığı ileri sürülen ve ele başılığını Balina operasyınunun kilit ismi Abdurrahman Yakupreisoğlu’nun yaptığı şebekeye yaptığı operasyonda 6 zanlıyı yakaladı. Çevresine güven vermek için sürekli dua eden ve dindar görünmeye çalışan Yakupreisoğlu’nun kazandığı paralarla kumarhane açtığı ve Alanya’da ticari amaçlı villakent yaptırdığı belirlendi.
İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü batık yada finansal krizde olan firmaları satın alarak yada işsiz kişiler üzerine şirket kurarak karşılıksız çek ve senetlerle dolandırıcılık yaptıkları iddia edilen bir şebekeye ulaştı. 6 ay telefon dinlemesi ve fiziki yakın takipleri yapılan şebeke üyeleri teker teker tespit edildi. Şebekenin Tuzla’da Renk ve Cunardaus isimli iki şirket kurduğu ticari faaliyetlerini bu firmalar üzerinden yürüttüğünü belirledi. Mali polis şebekenin ele başlığını “Dindar Hoca” Abdurrahman Yakupreisoğlu’nun yaptığını belirledi. Yakupreisoğlu ve 5 zanlı önceki gün düzenlenen operasyon ile gözaltına alındı. Şebeke üyesi 9 zanlı ise kaçtı.
8 MİLYON YTLLİK VURGUN
Abdurrahman Yakupreisoğlu’nun kurduğu paravan şirketler ile bankalardan çek ve senet alarak dolandırıcılık yaptığı belirlendi. Yakupreisoğlu’nun teknolojiden, ev eşyasına, gıdadan tekstile kadar birçok şirketi dolandırdığı iddia ediliyor.
KİLER VE HUZUR’U DA DOLANDIRDILAR
Zanlıların karşılıksız çek ve senetlerle Huzur Giyim ve Kiler firmasını da dolandırdığı öğrenildi. İfadeleri alınan 6 zanlı Beyoğlu Adliyesi’ne gönderildi. Paravan şirketler ile esnafın yaklaşık 8 milyon YTL dolandırdığı iddia ediliyor.
KAZANDIĞI PARALARLA KUMARHANE AÇTI
Yakupreisoğlu’nun kurulan firmaların yönetiminde ve sicil kayıtlarında bulunmadan gizli olarak faaliyetleri yürüttüğü belirlendi. Yakupreisoğlu’nun kazandığı paralarla bir süre önce Ümraniye Şile Yolu üzerinde kumarhane kurduğu belirlendi. Jandarma tarafından işlem yapılan kumarhanenin kapatıldığı öğrenildi.
VİLLA KENT YAPIYORLARDI
Yakupreisoğlu’nun kazandığı paraların bir kısmı ile Antalya’nın Alanya ilçesinde ultra lüks villalar yaptırdığı öğrenildi. Operasyon ile mali polis firmanın faaliyetlerini durdurdu. Şebekenin villaları özellikle gurbetçi vatandaşlara sattığı belilendi. 6 Blok halinde 30 villadan oluşan sitenin 2 Blok’unun bittiği öğrenildi.
EĞİTİMLİ KADINLARLA VE ŞİRKET SİTESİYLE DOLANDIRDILAR
Şebekenin Tuzla’daki paravan Renk firmasını işletme alanı olarak seçtiği belirlendi. Özellikle dolgun maaşla işe aldıkları eğitimli kadınlarla firma tanıtım ve pazarlama işlerinin yaptıran şebekenin dolandırdığı firmaya güven vermek için şirketin fotoğraflarını da gönderdiği belirlendi. Renk Grup A.Ş firmasının 2007’nin Ekim ayında kurulduğu 2008’in Nisan ayında faaliyetlerini durdurduğu belirlendi. Curandaus İnşaat şirketinin de 2007 yılında 2 ay faaliyet gösterdiği belirlendi. Tuzla’daki Renk Grup firmasında çalışan yaklaşık 200 kişinin önceki gün işlerine son verildiği öğrenildi.
BALİNA OPERASYONUN KİLİT İSMİ
İzmir’de 2000 yılında hayali ihracat ve naylon fatura sahtekarlığını ortaya çıkarmak için düzenlenen operasyona yolsuzluğun büyüklüğü nedeniyle Balina adı verilmişti. 300 paravan şirket ve katrilyonluk yolsuzluğun ortaya çıkarıldığı operasyona Nuriş başta olmak üzere pek çok isim karıştı. Balina, birçok bürokrat ile işadamının ilişkilerini de ortaya çıkarmıştı.
TÜRKİYE’deki erkekleri tuzağa düşürerek paralarını alan Bulgar kızları, şimdi de Londra’da yaşayan Türk erkeklerini gözlerine kestirdi.
Bir süre önce internette tanıştıkları bekar Türk erkeklerinden evlenme vaadiyle para alarak ortadan kaybolan ve çökertildiği düşünülen `sahte gelin’ şebekesi, şimdi de Londra’da ortaya çıktı. Bulgaristan’ın Avrupa Birliği’ne üyeliği ile İngiltere’ye kapak atmaya çalışan Türk kökenli Bulgar kızlarının, Londra’da yaşayan Türk erkeklerle değişik yollardan bağlantıya girerek, seks vaatleri ile tuza düşürdükleri ve bu yolla ülkeye giriş yapmaya çalıştıkları belirtildi.
İngiltere’de bol para ve rahat yaşam bulacaklarını uman fakat İngilizce dahi bilmeyen Bulgar kızları, düzgün Türkçe’yi ni kullanarak Londra’da yaşayan ve özellike zengin olan Türk erkeklerini hedef alıp, tuzaklarına düşürüyor. Kızların İngiltere’deki Türklere ulaşma yollarından en yaygını gazete ilanları olarak gösterildi. Yerel gazetelere işçi bulmak için ilan veren işadamları hedef olarak seçilirken gazetelerden alınan telefon numaraları ile bağlantı kuran kızlar daha sonra kendilerini `mütaassıp ev kızı’ olarak tanıtıyor ve Londra’ya gelip tanışmak için para istiyor. Para ellerine ulaşır ulaşmaz oratadan kayboluyor.
İngiltere’de yaşayan zengin Türk erkeklerini hedef alan şebekenin kurbanlarından biri de İngiltere’nin Glostershire Bölgesi’nde yaşayan 38 yaşındaki Türk işadamı Kenan Yıldırım oldu. “Benim başıma gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir” diye dert yanan Yıldırım, Londra’da Türkçe yayımlanan bir yerel gazeteye `işçi aranıyor’ ilanı verirken birkaç hafta sonra Bulgaristan’dan bir kadın kendisini arayarak tanışmak istedi. Yıldırım, `macera’ amacıyla telefonda görüştüğü kadın için büyük para harcarken, sadece sesini duyduğu kadına kavuşmak gönderdiği paraların başkası tarafından alındığını ve aldatıldığını anladı.
Türkçe konuşan Bulgar kızlarının internette tanıştıkları Türk erkekleri ile samimiyeti ilerleterek Londra’ya gelmek için para istedikleri, havalenin kimlik kayıtları tutulmayan `Western Union’ aracılığıyla yapıldığı için bunların izlerinin sürülemediği, kullandıkları telefon numaralarının sahte isimlerle değiştirdikleri belirtildi.
Türbanlı kızlarla, imam hatipli gençleri dini bütün personel arayan işverenle buluşturan insan kaynakları sitesi büyük ilgi gördü
AVUSTURYA’da yaşayan 28 yaşındaki Yakup Çağdaş, ‘helal kariyer’ sahibi olmak isteyen gençlere yönelik ‘islamikariyer.com’ sitesini kurdu. Site önceleri İslam kültürünün ticaret anlayışıyla ilgili araştırma ve yazılara yer veriyordu…
ANADOLU’DAN TALEP ÇOK
ANCAK, mesai saatinde namaz kılabileceği iş, tesettürlü çalışanlara kapısı açık işyeri ya da inançlı işveren arayanlardan gelen taleplerle site kimlik değiştirdi. Büyük şehirler dışında Kayseri, Samsun, Konya ve Manisa’dan başvuru yağıyor.
RABBİME ŞÜKÜRLER OLSUN
İSLAMİ İK mucidi Çağdaş, felsefesini şöyle anlatıyor: İşinde İslami kültür içinde ilerlemek isteyenlere aracıyız. Yüzbinlerce web sitesi içinden bu kutsal görevi bizlere lütfeden Rabbime şükürler olsun…
Türbanlı ve imam hatipliler için özel kariyer sitesi
Yakup Çağdaş’ın kurduğu islamikariyer.com isimli site, özel sektörde ‘helal bir kariyer’ arayanlara farklı sektörlerde iş imkanı sunuyor
Avusturya’da yaşayan 28 yaşındaki Yakup Çağdaş, ‘helal bir kariyer sahibi’ olmak isteyenlere yönelik olarak islamikariyer.com isimli bir site kurdu. Türbanlı ve imam hatip mezunu olanlara ‘uygun iş fırsatlarını’ duyuran internet sitesi islamikariyer.com’un üye sayısı kısa bir sürede 1509’a ulaştı. Ayda yaklaşık 25 bin kişi siteyi ziyaret edip iş veya eleman arıyor. Sitede yer alan bazı ilanlar şöyle:
“İş bulmada zorlanıyorum”
Muhasebe alanında 4 yıllık tecrübem var ama namazımı kılabileceğim şirketler bulmakta zorlanıyorum.
“Özel sektörde sorun var”
Muhasebe alanında iş arıyorum ETA ve logo (lks2) biliyorum muhasebe alanında iş tecrübem yok. Bu gidişle de olmayacak mı ne, tesettürlüyüm. Devleti anladık ama özel sektör de maalesef başörtüsünü sorun ediyor. Allah hepimize gönlündeki gibi bir iş nasip eder inşallah.
“Dürüst işyeri istiyorum”
Peyzaj mimarlığı mezunuyum.Autocad , Lks programlarını kullanabiliyorum. Başörtümün çalışmama engel olmayacağı ayrıca işini dürüstlükle ve titizlikle yapan bir kurumda çalışmak istiyorum. İlgilenenlere CV’mi gönderebilirim.
“İmam hatip mezunuyum”
Silahlı özel güvenlik görevlisiyim ama imam hatip mezunu olduğum için birçok yerde iş bulamıyorum. Bu konuda yardımcı olacak biri var mıdır?
“Editörlük yapabilirim”
Editörlük işi arıyorum. İyi derecede İngilizce biliyorum. Özellikle İslami kurallara saygılı bir işyerinde çalışmak istiyorum.
Neden İslami Kariyer?
Sitenin girişinde ‘Neden İslami Kariyer’ sorusunun yanıtı şöyle açıklanıyor: “Zekat, yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de Namaz ile beraber zikr edilen en hassas ibadetlerden birisi. Ve İslamın 5 şartından da birisi. Herkes zekat farz diyor da… Peki farz olan bir ibadetin yerine gelmesi için para kazanmak ve helal paraya götüren kariyer üzerine kimse konuşamıyor? Bu büyük eksikliği gören bizler internet ortamında da olsa meslek arayışı içinde olan, kariyer yapmak isteyen ve helalinden çok para kazanıp zekat emri ilahiyi yerine getirmek isteyen genç nesil için islamikariyer.com sitesini hazırlamaya karar verdik.”
Kayseri-Bursa’dan iş bakan var
Siteyi bugüne kadar 207 bin 726 kişi ziyaret etti. Yaklaşık 600 bin kez görüntülenen siteni günlük ortalama 1000 ziyaretçisi var: Üye sayısı 1509 olan site en çok İstanbul’dan ziyaret ediliyor. Sitenin diğer ziyaretçileri Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Kayseri, Antalya, Manisa ve Samsun’dan geliyor.
12 buçuk yaşında, ilk adetinden sonra başını örttü, lise son sınıfta evlendi, 6 çocuk annesi ve 25 yıllık evliyken, başını açtı. Hayatı Almanya’da geçmiş, Katolik lisesi mezunu, Alman vatandaşı ve en önemlisi belki de Milli Görüş teşkilatının fikir babası ve kurucusu Zeynel Abidin Algan’ın kızı… Hürriyet gazetesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin türban kararını ilan etmesinden iki gün sonra, 12 Kasım 2005 tarihli manşetiyle, dünyaya ‘haber’i duyurdu. Emel Abidin Algan, başını açmakla kalmamış, buna neden olan duygularını da cesurca söylemişti. Haber siyasi konjonktüre iliştirilerek “Siyasallaştı diye türbanını çıkardı” başlığıyla verilse de, söylediği açıktı: “Başımı açmamın sebebi türbanın siyasallaşması değil. Kendi gelişimimle ilgili…” Neydi bu gelişim? Bir başka erkeğe ‘yakınlık’ hissetmişti. Aralarında tensel hiçbir yakınlaşma olmadığı halde, kocasına durumu anlatmak zorunda hissetmişti kendini ve boşanmak istediğini söylemişti. Aşk değil, “yakınlaşma” dediği bu “tecrübe”, “ona kim olduğunu göstermişti.” Emel Abidin Algan, bu “ruhi sarsılma”nın etkisiyle hayatını, öğretilenleri sorgulamaya başlamış, türbanının yerine önce Alman bir modacıyla tasarladığı şapkaları takmış, İrlanda dansı kursuna başlamış, sonra da, 30 yıldır örttüğü başını tamamen açmıştı.
NTVMSNBC, türban tartışmasında keskin bir tarafın öncüleri arasında sayılırken, kendisini dinleyip, bu tartışmanın tamamen dışına çıkmayı başarabilen Emel Abidin Algan’la, annesini ziyaret için kısa süreliğine geldiği İstanbul’da konuştu. İrlanda müziğini ilk duyuşunu, bir erkekle yaşadığı ruhi sarsılmayı, şapkalarla dans edişini, başını açtıktan sonra ilk kez kuaföre gidişini, saçlarının ne kadar önemli olduğunu anlattı. Türkiye’deki türban tartışmalarıyla ilgili olarak; başı açık olanların, kapalı olanlara “Açıl” demesinin nasıl büyük bir haksızlık olduğunu, utandırdığını; diyalog ve tartışma ortamı yaratılırsa, her kadının kararını kendisinin vereceğini, belki örtünmeye devam edeceğini, belki açılacağını söyledi. Açılmanın ne kadar zor olduğunu anlatırken “Ben üşümüştüm” diyen Emel Abidin Algan, bir tartışma ortamı sağlamak için gönüllü ve hazır olduğunu duyuruyor. Kendisini Türkçe anlatmakta zaman zaman zorlanan Emel Abidin Algan’a sorularımız ve yanıtları şöyle:
KAPANMAKTAN DAHA TEHLİKELİ OLAN KONUŞMAMAK
Benim arzum insanların kendiliklerinden argüman oluşturarak diyaloğa girmeleri. Müslümanım diyen insanla diyaloğa girdiğim zaman, “Bu Kuran’da böyle yazıyor, bunu Peygamber efendimiz böyle yapmış” diyerek her şeyi kesip atmalarına razı değilim artık. Kolaya kaçıyorlar. Ben buna karşıyım. Diyalog kalitesinde bir değişim istiyorum. Bakın ilk defa ben ortaya çıktım, “Çok basit biçimde ‘esbab-ı nüzul’ varmış, böyleymiş. Bugün bu şartlar ortada yok. Tartışalım” diyorum. Kapanmaktan daha tehlikeli olan şey, konuşmamak. İnsanın fantazisinde birikimler oluyor; bunlar patlak verdiği zaman çok tehlikeli şekilde patlak verebilir.
KAPANMAYLA İLGİLİ İKİ AYET VAR
Bir kadın benim edindiğim gibi bilgi edinirse, “esvab-u nüzul”u bilirse, görüşü tamamen farklılaşacak. Ben tabii ilaveten, deneme de yaptım; eşarpsız bir dönem yaşadım, hâlâ da yaşıyorum. “O zaman geçerliydi, bugün geçerli değil” diyebilmem için, yaşadım da. Bu iki ayet, “Esvab-ı nüzul, o zamanki hayat şartlarını 1500 sene sonraya aktarırsak, kıyaslarsak, geçerli olabilir mi? Herkes artık başı açıklığa alışmış, başı açıklık normal hale gelmiş. Ben öyle bir erkekle karşılaşmadım, eşarbım yok saçlarım gözüküyor, diye rahatsız olsun. Yok!
HZ. ÖMER, SAUDA’YI TANIYOR
Örtünme ile ilgili ayetlerin günümüzün şartlarıyla uyuşmadığını söylüyorsunuz.
Tartışmaların içinde iki tane büyük eksiklik buldum. Kasten, insanların bir çözüme ulaşmaması için, bence çok önemli iki konu ortadan kaybolmuş gibi davranılıyor. Ben bunu keşfettim, öğrendim. Kıyaslama yapabildim. Örtünmeyle ilgili iki sure; biri Nur, diğeri de Ahzap suresi. “Esbab-ı nüzul” çok önemli bir mesele. Kuran 23 senede tamamlanmış, 6660 ayetten oluşuyor. Bunların içinde sadece 2 ayet kıyafetle, kapanmayla, vücutla ilgili. Bilinmesi gereken çok önemli diğer bir konu da şu: İki kapanma ayeti de Medine zamanında nüzul olmuş. Medine zamanı, İslamiyet’in ilerlemiş dönemi. Onu da bir düşünmek lazım. Zamanında neydi, şimdi ne oldu? Şimdi çok dengesiz bir hale gelmiş.
Bu ayetlerde örtünme nasıl tarif ediliyor peki?
Bir ayette, “Müslüman kadınlar, dışarı çıktıkları zaman cilbablarını geniş şekilde üstlerine örterek çıksınlar; ta ki tanınıp rahatsız edilmesinler” diyor. Cilbab kelimesiyle ilgili çok açıklamalar oldu, aslında önemli değil. “Üstlerine birşey örtüp öyle çıksınlar, ta ki tanınıp görünmesinler” diye, o kadar. Bu ayet bu kadar. Tabii tesfirleri de var, ama oraya hiç girmeyelim. Ben size “Esbab-ı nüzul”ü açıklayayım. Peygamber efendimizin hanımlarından bir tanesi, Sauda, bir akşamüstü evden çıkıp tuvaletini yapacak. Dışarı çıkıyor, Hz. Ömer onu görüyor ve diyor ki “Ya Sauda ben seni tanıdım, git örtün”. Hadise bu kadar. “Esvab-ı nüzul”, yani o ayeti gerektiren hadise bu.
BAŞÖRTÜM KİMLİĞİMMİŞ MEĞER
O zamanki insanların hayat şekline bakalım: Cariyeler var. Kadınların hepsi birbirine benzer şekilde giyiniyorlar, dışarıda geziyorlardı. Cariyeler ile diğer kadınlar arasında fark yok. Müslümanlık ilerlemiş ve kıyafet konusunda bir kısıtlama, şekillendirme henüz yok. Cariyelerle mümin kadınlar ayırt edilemediği için, erkekler mümin kadınları da rahatsız ediyorlar. Bu ayet bana göre, -ben normal bir insanım, kafam çalışıyor- Müslüman kadınlar cariyelerden ayırt edilebilsinler, rahatsız edilmesinler diye gelmiş. Ben bugün kapanmaya karşı değilim, demiyorum ki bütün kadınlar çıplak sokaklara dökülsünler. Herkes istediği gibi giyinsin. Nasıl bir ortam yaşamak istiyorsa öyle giyinsin. Çünkü her kıyafetimiz bir tepki çekiyor. Yani ben çeşit çeşit tecrübeler kazanmak istiyorsam, çeşit çeşit giyinirsem, o tepkileri yaşarsam… Bu ne demek biliyor musunuz? Kendimi tanıma yolunda mesafe katetmiş olacağım. Ben karar vereceğim. Hiç kimse beni, açılamazsın, diye zorlayamaz, kapanacaksın diye de zorlayamaz. O tepkiyi, o hali ben yaşayacağım. Bu, öğrenme demek. Neyi öğrenmek istediğime ben karar verebilirim. İster erkek, ister kadın olayım. Lütfen kusura bakmayın, bunu Allah’ın da yasak edecek hali yok. Aslında bu dar görüş, Allah’ı o kadar küçültüyor ki. Her şeyi yaratan Allah, beni engelleyecek mi, ben bu deneyi, bu şeyi yaşamak istiyorsam… Çok büyük saçmalık.
Örtünmenin saçlara odaklanması neden?
Bugün yaşadığımız problem ne biliyor musunuz? Başörtüsü her şeyi belirliyor. Başörtüsü benim bu grup insana ait olduğumu belirliyor. Zamanla bunu keşfettim. Başörtüm bu grup insana ait olduğumu belirliyormuş meğer.
Kimlik…
Başörtüsü çok iyi Müslüman-kötü Müslüman veyahut çok iyi-çok kötü insan yapmadı beni. O başörtüsünün hiçbir etkisi yoktu bana. Beni ancak kadınlığımda kısıtladı. Şimdi, sonradan onu görüyorum, anlıyorum.
Ünlü futbolcu Ronaldo’nun alem için anlaştığı hayat kadınları travesti çıktı. Milan’ın golcüsü şantajla tehdit edilince soluğu karakolda aldı
Brezilyalı ünlü futbolcu Ronaldo’nun başı travestilerle belaya girdi. 29 yaşındaki futbolcu, başkent Rio De Janeiro’da alem yapmak için üç hayat kadınıyla anlaşarak otele gitti. Ancak kadınların travesti olduğu ortaya çıktı. Travestiler basına konuşma tehdidiyle 30 bin dolar isteyince Ronaldo soluğu karakolda aldı. Ünlü futbolcu ifadesinde şantaja uğradığını söyledi. Travestiler ise ünlü futbolcunun kendilerinden uyuşturucu istediğini iddia etti. Polis şefi Carlos Nogueira, Ronaldo’nun ifadesinin daha inandırıcı olduğunu belirterek “Brezilya’da fahişelik suç değil. Dolayısıyla ortada bir suç yok. Bunu sadece ahlak sorunu olarak görebilirsiniz” dedi. Sol dizinden sakat olan Milanlı Ronaldo altı aysonra sahalara dönebilecek.
İstanbul Atatürk Havalimanı’nda sadece x-ray cihazlarından geçişlerde elle üst araması yapılırken, türbansız kadınların ceketleri, hatta botları dahi çıkarılarak ayrıntılı arama yapılıyor
Milliyet Gazetesi’nden Dinçer Şeref’in haberine göre Elektronik kapıdan geçerken mont, palto ve pardösülerin çıkarılması gerekirken, türbanlı kadınlar çıkarmadan geçiyor. Cihaz uyarı verdiğinde de sadece elle kontrol yapılıyor. Türbansız kadınlara ayakkabıları bile çıkartılıyor.
Türkiye’nin dünyaya açılan en büyük sınır kapısı olan İstanbul Atatürk Havalimanı’nda türban skandalı yaşanıyor. Havalimanında türbanlı kadınlara sadece x-ray cihazlarından geçişlerinde elle üst araması yapılırken, türbansız kadınların ceketleri, hatta botları dahi çıkartılarak detaylı arama yapılıyor.
Gazetemize ulaşan, “Atatürk Havalimanı’nda türbanlı yolculara özel muamele yapılıyor” iddiaları üzerine dün havalimanındaki girişleri tek tek kontrol ettik. Dış hatlar gidiş katında bulunan C ve D kapılarından yaklaşık yarım saat içinde 50’ye yakın kadın yolcu x-ray cihazından geçiş yaptı.
Sinyale rağmen geçtiler
Dış hatlar terminali olmasından dolayı geçiş yapan kadınların çoğunluğunu umreye giden veya yabancı turist kadınlar oluşturdu. 30 dakikalık zaman içinde beyaz türbanlarıyla x-ray cihazlarından geçen 20 kişilik kafileden sinyal veren kadınlar, ikinci kez x-ray cihazından geçirildi. İkinci geçişlerinde de cihazın sinyal verdiği kadınlar, güvenlik görevlileri tarafından el dedektörüyle üst araması yapıldıktan sonra giriş yapabildi. Dış hatlar gidiş katında 30 dakika içinde normal kıyafetleriyle geçen 30 kadının bir çoğunu ise yabancı turist yolcular oluşturdu. Daha dedektöre girmeden, yabancı yolcular üzerlerinde kemer, saat, mont gibi çıkartılabilecek ne varsa çıkartıp x-ray cihazına koyduktan sonra geçiş yaptı.
İç hatlarda durum
İç Hatlar Terminali’nde ise bir saate yakın süre içerisinde terminale yaklaşık 80 kadın geldi. Terminalin girişinde bulunan arama noktasında normal kıyafetli yaklaşık 50 kadın, mont, ceket, saat gibi takıları çıkartarak arama noktasından geçiş yaptı. Sinyal veren kadınlar, üzerleri el dedektörüyle arandıktan sonra içeri alındı.
İçlerinden bazıları, bilet işlemlerini yaptırdıktan sonra arındırılmış salona geçiş yapmak isterken çizmeleri çıkarttırılarak arandıktan sonra salona alındı. Ancak 15’e yakın türbanlı kadın, x-ray cihazına girmeden önce üzerlerinde bulunan hiçbir şeyi çıkartmadan cihazlardan geçti.
Sinyal veren kadınlar kadın güvenlik görevlileri tarafından el dedektörüyle ya da elle arama yapılarak içeri alındı; pardösü, türban ya da takı çıkartmaları istenmedi.
HAK-İŞ Başkanı Salim Uslu “Mankenler sendika kurmak istiyorlarsa bize başvursun” dedi, kağıt bebekler harekete geçti. Elif Ece Uzun, Ece Gürsel gibi ünlü mankenler, sendikaya sıcak bakıyor.
Hürriyet
Son Yorumlar